Turaba düstü gönlüm
Ne bilsin nerde yanar
Kimisi orda yanar
Kimisi burda yanar
Kavusani görmedim
Ne ondan geçen duydum
Kimi ateste üsür
Kimisi karda yanar
Kabristana seslendim
Ela gözdeki nazar
Sahmeran bakisli yar
Kaderim kara yazar
On sekizbin sarayin
Kapisinda bergüzar
Kimi asikar eder
Kimisi sirda yanar
Karanlikta yedi renk
Karayi seçti gözüm
Doganayda matem var
Secdegahtadir yüzüm
Sevdasi bende gizli
Hakikat benim özüm
Urgan vurun boynuma
SEFAI’m darda yanar!
Ham isem atese atin
Hak közüne çekilirim
Dariysam harmanda yakin
Hak közüne çekilirim yar
Fitne düsürür dillere
Zulüm gelir bülbüllere
Dünayayi koydum ellere
Hak sözüne çekilirim yar
Sevdaliyim sevdaliyim
Amma bana yar degil
Asikar etmedim lakin sir degil
Senin için ölmek bana ar degil
Yollar uzadikca kervanim sensin
Lokmanim ilacim dermanim
Sensin ey güzel
SEFAI’yem imanima
Haber edin mihmanima
Yeter ettiler canima
Gökyüzüne çekilirim yar
Posted by: admin Tags: aşk
Yaz gelende başaklar boyun bükse
Kavrulsada biçmem yari görmeden
On sekizbin renge senin deseler
Ak karadan seçmem yari görmeden
Divani iken imdadıma yetseler
Saraya konuktur deyip ditseler
Abu hayat deyu ikram etseler
İç deseler içmem yari görmeden
Naçarıda deli gönül naçarı
Gönül istemiyor yüksek uçanı
Cennet kapısını açıp içeri
Geç deseler geçmem yari görmeden
Aşık sefaiyem açmadan solsam
Sevda pınarından aşk ile dolsam
Topragın bagrında tomurcuk olsam
Bahar gelse açmam yari görmeden
Yesil yaprak döndügünde gazele
Yazin ardi güz görünür sevdigim
Ayrilirken kasim çatmam güzele
Belki aci söz görünür sevdigim
Bilirmisin sevda neden turnanin
Diyarindan kacip giden turnanin
Yükseklerden uçup giden turnanin
Sinesinde köz görünür sevdigim
Nazar eyler enginlerden yüceler
Garip gönlüm simdi neyi heceler
Çoban yildizina hasret geceler
Bu sevdalar az görünür sevdigim
Dagi yaran gögü aglatan vardir
Onsekizbin rengin cümlesi yardir
Varligin yokluktur yoklugun sirdir
Her zerresi toz görünür sevdigim
SEFAI’yem gecelere hilal et
Ister cemal eyle ister celal et
Bir lokma ekmegin yedim helal et
Ölüm bize tez görünür sevdigim!
Dergahı şah olan Taptuk Gönlüne
Varmayan yollarda olur mu Yunus,
Tek bir ses ile seher vaktinde
Esmiyen yollarda olur mu Yunus.
Namert insanların gece düşünde
Haram sofralarında ekmek aşında
Suları kurumuş pınar başında
Turnasız göllerde olur mu Yunus
Kibirli gönülde, görmeyen gözde
Kırılmış kabukta, bozulmuş özde
Destursuz mekanda, manasız sözde
Şükürsüz dillerde olur mu Yunus.
Fitnede, fesatta, yuva bozanda
Ham olanı pişirmeyen kazanda
Ustasız aşıkta, cahil ozanda
İnançsız tellerde olur mu Yunus.
Aşık Sefa-i’yem anında ara
Yanında, canında, kanında ara
Aşk Ocağında yananda ara
Savrulan küllerde olur mu Yunus.
Cemali dolunay gözleri bela
Kaşları bir hançer yarsa yaramı
Gönül avgahında sözleri bela
Tetik düşürmeden vursa yaramı
İlacı dermandı sanan gönlümü
Derdi yudum yudum kanan gönlümü
Gülü kabristandı yanan gönlümü
Deyin ki dağlardan sorsa yaramı
Ya devleti tanırsın
Ya devletsiz kalırsın
Ya soyunu bilirsin
Ya da soysuzlaşırsın
İsteyenler yunus desin
İsteyen varsa yavuz
Özümüzde alplik yatar
Gönlümüzde dervişlik
Türk-İslam davasını yaşarken
Bozkurtçasına azatlanmış dağlarda
Ne istiyorsunuz beyler bela mı?
Sefai’yem ehli tarik gezerim
Ayakları yarık yarık gezerim
Senelerdir gönlü kırık gezerim
Bir tabib gelse de sarsa yaramı
Azizimn su diye ağlar
Mecnun hu diye ağlar
Deryada bir gül açmış
O da su diye ağlar
Ya Türkistan neden ağlar
Ağlar yüreğimi dağlar
Başucumda Musul Kerkük
Anadolum diye ağlar
Azizim su diye ağlar
Mecnun hu diye ağlar
Deryada bir gül açmış
O da su diye ağlar
Gönül dünyasına gidip dönenlerden sor beni
Belki aktır belki kara tutar söyler der beni
Muhabbetin sofrasında kurduk büyük kaleyi
Şu nefsime fırsat verme, fırsat bulup yer beni.
Gece gündüz her dakika senin için harabım
Beni böyle susuz koyan içmediğim şarabım
İster taş de, ister kaya senin için turabım
Kapılara, eşiklere, yollarına ser beni.
Dizlerimde dermanım var biraz zaman ver gayrı
Yüce dağlar belli olsun başa duman ver gayrı
Aşık Sefam yalvarıyor yarab iman ver gayrı
Her dem Allah derim amma niye basmaz ter beni.
Senki güzeller sahisin
Özünü ele vermem
Damla idim göl eyledin
Sözünü ele vermem
Gündüz güne tutsak düstüm
Zindanlara eyvallah
Kara gecenin isigi
Yüzünü ele vermem
Derdim vardir dolu dizgin
Günüm geride kaldi
Bulutlarim çile yüklü
Derdi üstüme saldi
Saçlarimdaki bu aklar
Rengini senden aldi
Ocaginda yanan benim
Közünü ele vermem
Nefesin kabrimin tasi
Saglari yük eyledi
Güz ayi yaprak dökümü
Baglari yük eyledi
Zerre kadar SEFAI’ye
Daglari yük eyledi
Cekerim sonuna kadar
Tozunu ele vermem!
Bağdat neki orda meskan ettiniz
Uç turnam uç eski çağlara doğru
Hele Mecnun sahrasına uğrayın
Ferhat külünk vuran dağlara doğru
Turnaaaaaam turnam
İnin Fuzuli’nin diyarlarına
Ses katın Yunusun ahuzarına
Selam söylen Emrahların pirine
İrşad ile inin bağlara doğru
Turnaaaaaaaaaam turnam
Taptukla Mevlana Yunus’u söyle
Onlarda Dünyayı devretti böyle
Aşık Hasretiden çok selam söyle
Kalbi sadık olan sağlara doğru
Turnaaaaaaaaaam turnam
Karanlığa can düştü
Acı haber yetişti
Ateş sardı her yanı
Sanki alan tutuştu
Uçmağa vardı gönül, emri ferman yürüdü,
Kolum kanadım kırık, ulu kervan yürüdü,
Ay yıldızlı tabutun, nişanında sır gizli
Bülbüllerin feryadı, goncalarda zor gizli
Ben sana sus diyemem, ağla karanfil ağla
Bozkurtların yastadır, şimdi karalar bağla.
Gideri iken semadan, kar düştü çiçeklere
Kerem yangını gibi, ar düştü çiçeklere
Vakit tamam olunca, kapılarını açtılar
Sırattan geçer iken, el eyleyip geçtiler
Sonunda şehitlerin, buluştuğu an geldi
Kapıları açtılar dediler ki han geldi
Saf saf oldu melekler, göründü O’nun yüzü
Hanlar hanı Bayındır, haber saldı her ada
İlteriş’e, Saltuk’a, Kültigin’e Kürşat’a
Orda kavuşma günü, bu tarafta matem var
Payesine ayrılmış, sırrı suret hatem var
Biliriz ki orada seni dostlar ağırlar
Burada yürekler yanık, yanar burda bağırlar
Gözün aydın daracık, gözün aydın Esendağ
Erciyes’te göz yaşı, yetim kaldı Hasandağ
Ardın sıra dualar, tekbir veren gönüller
O an gazi dervişler, hem alperen gönüller
Yemin ettiler yemin, sancağa dikmek için
Toprağı devirmeli, tohumlar ekmek için
Şimdi türbedarların, bayrak tutar gün gece
Dervişlerin, Alplerin orda yatar gün gece
Kimisi toya gider, kimisinde sünnet var
Ora ‘ Türk’ün Türbesi ‘, can olana kıymet var
Sonumuz kara toprak, gün gelirde gideriz
Uzaklarda değilsin, yanımdasın sevdiğim,
Öyle özlemişim ki, canımdasın sevdiğim.
Sefaiyem vay bana!
Canan gitti… can gitti…
Başın sağ olsun Turan
Başbuğ Alparslan gitti! …
Karanlığa can düştü,
Acı haber yetişti,
Ateş sardı her yanı,
Sanki alan tutuştu
Uçmağa vardı gönül,
Emri ferman yürüdü,
Kolum kanadım kırık,
Ulu kervan yürüdü,
Ay yıldızlı tabutun,
Nişanında sır gizli
Bülbüllerin feryadı,
Goncalarda zor gizli
Ben sana sus diyemem,
Ağla karanfil ağla
Bozkurtların yastadır,
Şimdi karalar bağla.
Gider iken semadan,
Kar düştü çiçeklere
Kerem yangını gibi,
Ar düştü çiçeklere
Vakit tamam olunca,
Kapıları açtılar
Sırattan geçer iken,
El eyleyip geçtiler
Sonunda şehitlerin,
Buluştuğu an geldi
Kapıları açtılar
Dediler ki han geldi
Saf saf oldu melekler,
Göründü O’nun yüzü
Hanlar hanı Bayındır,
Haber saldı her yana
İlteriş’e, Saltuk’a,
Kültigin’e, Kürşat’a
Orada kavuşma günü,
Bu tarafta matem var
Payesine ayrılmış,
Sırr-ı suret hatem var
Biliriz ki orada
Seni dostlar ağırlar
Burada yürekler yanık,
Yanar burda bağırlar
Gözün aydın daracık,
Gözün aydın Esendağ
Erciyes’te göz yaşı,
Yetim kaldı Hasandağ
Ardın sıra dualar,
Tekbir veren gönüller
O an gazi dervişler,
Hem alperen gönüller
Yemin ettiler yemin,
Sancağı dikmek için
Toprağı devirmeli,
Tohumlar ekmek için
Şimdi türbedarların,
Bayrak tutar gün gece
Dervişlerin, Alplerin
Orda yatar gün gece
Kimisi toya gider,
Kimisinde sünnet var
Ora ‘ Türk’ün Türbesi ‘,
Can olana kıymet var
Sonumuz kara toprak,
Gün gelirde gideriz
Uzaklarda değilsin,
Yanımdasın sevdiğim,
Öyle özlemişim ki,
Canımdasın sevdiğim.
Sefaiyem vay bana!
Canan gitti… can gitti…
Başın sağ olsun Turan
Başbuğ Alparslan gitti! …
Sehadet ile düserken minareler topraga
Tekbir ile omuz verip kaldirdik gökyúzüne birer birer
Ne yardan geçtik, ne serden geçtik
Törede ne varsa inandik
Hak ölçülerinde
Vurduk kistasa
Kirdik zincirleri
Cuma gecelerinin Yasin’leriyle
Sohbet eyledik gidenlerin ardindan
Agladik
Düsmana göstermeden
Kayalarin yosun tutan tarafinda
Hiçkiriklarimiz rüzgara vermedik ki
Yâdeller, namertler duyup da sevinmesin diye
Bir gün pusaklandik sevda mauzerini
Vurduk vurulduk sevdalarin kör kursunuyla
Yasayamadik
Sevdalarimizdan vazgeçtik
Doyasiya seyredemedik
Yarin hilal kasini
Gözlerine bakamadik
Belki de, gözümüzden kiskandik.
Sonunda
Karanlik geceleri dost tuttuk kendimize
Zifiri zindan odalarda tutsakligi yasarken
Ak kili çekip aldik ak sütün içinden
Derdimizi açtik kara gecelere
Ak duvarlara anlattik çilemizi
Garibim kara geceler
Ak duvarlar öyle dinlediler ki
Niye sustular,
Onu da bilemedik
Sonra döktük kara gecelere
Ak duvarlara üzüldük ki
Derdimiz ile üzüldü diye
Bir gün
Bir seher vaktinde
‘Es-salatu hayrun minen-nevm’ derken ezanlar
Sevdalarin kutsaliyetine
El kaldirdik
Af diledik alemlerin Rabbi’nden
Minberde dinlerken sevdalarin en yücesini
Cami duvarinda satildik
Ucuzlar, soysuzlar tarafindan
Tek çikisli daglarda demir dövülürken
Tekbir gibi ses veren balyozun
Töresini düsünüp durduk her zaman
Gayri mesru günesin yildizlarina inat
Hilal gecelerinin töreleriyle avunduk her zaman
Destur alirken hoca Ahmed Yesevi’den
Alparslan’a Sari Saltuk
Kayi’dan Osman Gazi’ye Seyh Edebâli
Fatih Sultan Mehmed Han Hazretlerine Aksemseddin’in
Kutsaliyetini düsünüp durduk her zaman
Aleme nizam dedik
Yaren tuttuk kendimize
Niceleri yol dostu olmus bize
Sonra yine biz kaldik
Biz kaldik ki
Bu Allah’in davasinda
Bu Türklük davasinda
Bu vatan davasinda
Biz kaldik sevdiklerimizle beraber
Senelerce dert sofrasindan
Bal yedik ekmeksiz
Allah’in davasidir dedik
Diyet istemedik
Egilmedik
Kirildik defalarca
Erkekcesine öldük
Yigitcesine öldük
Ipe giderken satmadik sevdiklerimizi
Kaldirdik hilal sancagini
Yasadik
Yasadik Bozkurt töresini
Ne isyan edersin zülfü sırmalım
Uykular geldi’de kovdumu gözüm
Ahfalına taşın yakar sinemi
Uykular geldi’de kovdumu gözüm
Sular inişine durmaz akarken
Kara bulutlarda şimşek çakarken
Gece karanlıga çıra yakarken
Uykular deldi’de kovdumu gözüm
Besmeleyi çeksem aşın dibinde
Sevdam gizli kaldı kaşın dibinde
Hayalin uyutmaz taşın dibinde
Uykular geldi’de kovdumu gözün
Sevdam yatar sıra sıra toprakta
Gizlidir görünmez yara toprakta
Kuş tüyü yastıkta kara toprakta
Uykular geldi’de kovdumu gözüm
Cemali dolunay gözleri bela
Kaslari bir hançer sarsa yarami
Gönül avgahinda sözleri bela
Tetik düsürmeden vursa yarami
Ilaci dermandi sanan gönlümü
derdi yudum yudum kanan gönlümü
Gülü kapristandi yanan gönlümü
Deyinki daglardan sorsa yarami
Ya devleti tanirsin
Ya devletsiz kalirsin
Ya soyunu bilirsin
Yada soysuzlasirsin
Isteyenler yunus desin
Isteyen varsa yavuz
Özümüzde alplik yatar
Gönlümüzde dervsilik
Türk-islam davasini yasarken
Bozkurtcasina azatlanmis daglarda
Ne istiyorsunuz beyler belami!
SEFAI’yem ehli tarik gezerim
Ayaklari yarik yarik gezerim
Senelerdir gönlü kirik gezerim
Bir tabib gelsede sarsa yarami
Sensin bu gönlümün yönü mekanı
Bende ar olmazdı sen olmasaydın
Ak nergizler sana aksın dağlarda
Balda sır olmazdı sen olmasaydın
Dağlardaki güneş doğmaz aleme
Buluttaki yağmur yağmaz aleme
Gönlümdeki güzel sığmaz aleme
Dünya dar olmazdı sen olmasaydın
Suru sırdan derler suyuma benim
El eyleyen çıkar toyuma benim
Elde güzel çokmuş neyime benim
Gözüm kör olmazdı sen olmasaydın
Kuşlar yuvasından uçar mıydı ki
Bulutlar yağmurdan kaçar mıydı ki
Yaylada çiçekler açar mıydı ki
Dağlar kar olmazdı sen olmasaydın
Dostlarım el oldu senin uğruna
Gözlerim sel oldu senin uğruna
Sefai’yim del oldu senin uğruna
Gurbet zor olmazdı sen olmasaydın
Posted by: admin Tags: aşk, gam
Verselerde dünya malı istemem
Seni ister deli gönül hep seni
Köşkü saray neki çalı istemem
Seni ister deli gönül hep seni
Lokma lokma yutkunduğum aşımda
Gündüz hayalimde gece düşümde
Bir garip sevdadır döner başimda
Seni ister deli gönül hep seni
Senin için dağlar aşar türküler
Senin için yara deşer türküler
Senin için tutsak düşer türküler
Seni ister deli gönül hep seni
Yunus’un denizde yüzdüğü gibi
Koyun kuzusuna gezdiği gibi
Aşığın aşkına yazdığı gibi
Seni ister deli gönül hep seni
Yağmur bulutları döktüğü anda
Dağların dumanı çöktüğü anda
Sabahın güneşi söktüğü anda
Seni ister deli gönül hep seni
Dağlara yürürken yörük kervanı
Varlığın yokluğun sensin devranı
Ne istersin diye gelse fermanı
Seni ister deli gönül hep seni
Rüzgar vursa sarı aliç sallansa
Elmaların yanakları allansa
Ala çördük tadın alıp ballansa
Seni ister deli gönül hep seni
Kıyamet mi kopar murada ersem
Bağban olup goncalarını dersem
Nerde el örmesi bir kilim görsem
Seni ister deli gönül hep seni
Garip Sefai’yem gam kapısında
Muhabbetim haktır dem kapısında
Elif dergahında mim kapısında
Seni ister deli gönül hep seni
Beni böyle deli eden
Yarin açı sözü imiş
Sırat sırat dedikleri
Bir çift ela gözü imiş
Özümüz var özden öte
Sözümüz var sözden öte
Ötelerin ötesinde
Gözümüz var gözden öte
Ataş saranda her yanı
Canana vermişim canı
Bu garibinin kabristanı
Ayagının izi imiş
Özümüz var özden öte
Sözümüz var sözden öte
Ötelerin ötesinde
Gözümüz var gözden öte
Sefaiyem bismillahım
Hem ezelim Hem ervahım
Kıblegahım Secde gahım
Yarin ela gözü imiş
Özümüz var özden öte
Sözümüz var sözden öte
Ötelerin ötesinde
Gözümüz var gözden öte
Feryat figan arsa çikar
Garip daglarda bu gece
Bülbülün dili tutulur
Viran baglarda bu gece
Kurtla kuzu güden yolcu
Gelen yolcu giden yolcu
Biliyonmu neden yolcu
öÖüm saglarda bu gece
Zincirmi vurulmus kola
Konussaydi biraz ola
Yasanmismi acep ola
Eski çaglarda bu gece
Nanay dedi nanay dedi
Toy kuruldu nanay dedi
Herkes deli diyor amma
O herkese nanay dedi
SEFAI gitmem yurdumdan
Gitsem ölürüm derdimden
Daha gitmeden ardimdan
Nazlim aglarda bu gece
Posted by: admin Tags: aşk
Dün seni görende sinem sızladı,
Damarım çekildi dilim lal oldu,
Kara kaşın başkaldırıp bakanda,
Aklım koydu gitti fikrim kül oldu.
Salınır da dağlar taşlar salınır,
Deli çaylar gibi gönlüm bulanır,
Seni görmeyinc ebeynim dolanır,
Bir gün derler bu garip de del oldu.
Kurbanın olayım kurtaran yok mu,
İki kelam etmek garibe çok mu,
Bakışın kılıç mı gülüşün ok mu,
Söküldü ciğerim her yan al oldu.
Güzel seni bir kenara koymayım,
Hayalini syrettikçe doymayım,
Yüzünü görüyüm sesin duymayım,
Kim ne bilsin SEFAİ’e hal oldu.