Archive for the ‘Arif AY’ Category

11
Oct

GÖKYÜZÜ SAATLERİ 3

   Posted by: admin

bakışından yakaladım seni
duruşundan
su gibi akışından sesinin
ağaçlar kuşlar cümle bulutlar geçti
hüznünden yakaladım seni

saçlarımda eski zaman karıncaları
ve ilk ışıkları çeşmelerin
yüzün yüzüme değer gibi yıldızlar
akşamından yakaladım seni

sevinç mi telaş mı
tahtaya kalkmış çocuk gibiyim karşında

11
Oct

GÖKYÜZÜ SAATLERİ 4

   Posted by: admin

yaz akik bir güldü
yanağında soldu ve bitti
sende mi esti bu rüzgar
savrulur saçların da şimdi
yapraklar tümden nefti

bir düş horozudur güneş
her saat seninle
kurulur masaya bir güzel
ıssızlıklardan ıssızlıklara öter

en tetik yerindesin sabahın
kuşlar uçuruyor bakışların

11
Oct

SU DÜŞÜ

   Posted by: admin

denize bir şeyler diyor adam
çiviler çakarak denize
gözlerinden
denize bir şeyler diyor adam

deniz sımsıcak Erzurum karı
denizden bir parça
adamın alnına koymalı

bilki çoğalır özlemi
rüzgarsa toprağın dansı
gelir esen meltemle
ölüm ıhlamur kokusu

çeker maviliği bir soluk
belki çoğalır özlemi/ çoğalır adamı

11
Oct

TENHA 2

   Posted by: admin

Sürülmüş toprak kokuyorsun
biçilmiş çayır
söğütlüğü geçince
heryer çiğdem, gelincik ellerin
baktıkça açıyor yüzün
baktıkça bulutlar ve güneş
serçeler karışıyor gülüşüne

Saat yok gölgemizde zaman
ve suyun uzayıp giden öyküsü
sevmek kadar seni

11
Oct

İNFAZ

   Posted by: admin Tags: ,

mahcup bir cellat gizli bende
her gün yağlar durur ipini
vakti yok infazların
kendi infazda vakitlerin
hızarlara gelemem gayrı
hizalara da
çürütülmüş bir köküm şurda burda

seni düşlemeye gün yetmiyor artık
günler bende bakırçalığı
serin rüzgarlarda saçların
yapraklarda sesin
bin yıldızlı gök yaptım gözlerinden
sevgilim demek için geceme

zor yollardayım
önüm ardım cinnet mahyaları
cam kırıkları dökülüyor ıslıklardan
gül değil yalnızlık bu elden ele
kıyamet habercisi çarşılard

11
Oct

İSTANBUL DENİLİNCE SORULUR YERYÜZÜ

   Posted by: admin

Akşam kişneyen bir at istanbulda
Baktıkça sarayburnundan
Okşar yelesini tunusun yeli
Açılır marmara bir mavi zambak
Bir dağ yansıması cezayirden

Akşam yürüyen bir kervan istanbulda
Baktıkça eyüpten
Ansızın boşalan yağmur
Yüzündeki telaştan
Anlaşılır bir gezgin kadar yerli
Olamadığınız

Günün iskeleti var ortada
Ne içinizde bir giz
Ne güneşin pasa işleyen yanı
Çözülmeyen bir buzul
Bu bilinçsiz durum
Durmadan inip kalkan balyoz
Ve ezilmişliğiniz

Ağır ağır inen morluk
Bir faslı ananın yüzü sularda
Sığmaz içimin mağaralarına
Çözülüp dağılan güvercinlerden
Eyüpte bir türbe kalır

yıllar nede çabuk geçiyor zaman kıyasıya nefrete dönüşüyor içimdeki bitmek bilmeyen özlem neydi sebebi küçük bir şefkatten öte yalanmış dostların tatlı yüzleri beyinlere kurgulanmış zamanlanmış bir saat gibi fırtınalar kopuyor ömrümün küçük sahnelerinde bir benmiyim söyleyin bıktım usandım sebbesiz yarınlardan kopuyorum kuru bir ağacın son dalından yıllara kaybolup giden gençliğimi arıyorum yalan yok arıyorum nerede

11
Oct

ŞİİRİN KANDİLERİ

   Posted by: admin Tags: ,

Soluk soluğa bir tren geçer
Bırakıp gider aşkımı
Taşır seni yağmurun -hüznün
Taşlaşmış sokaklarda; uçurum
Bin yıllık ezgidir şiir;
Aıyı kavgada geçirir
Güneş öylece üstünde dağın
Sen denizi yarıyorsun! Şimdi
Bıçağı biler gibi
Tükenen birşey mi akşam
Bir tran soluk soluğa geçer

11
Oct

BASKIN

   Posted by: admin

yağmur bir göçtür
kollara kelepçe vurulunca
kapıda beklenmedik zil sesi
başlarında zulmün simgesi

süzülürler
başlar talan

götürülür
evde ağıt/figan

geceyi çöz dağılsın yıldızlar
yitik bir kuş, sürüklenen bir yaprak
hani bizim olan güneş
ah bu dağlanan yürek
hangi dağda yaktığın ateş

bir devir
buğday mühürlenir
kitap sürgülenir
tutuklanır yaşam

yağmur bir göçtür
kollara kelepçe vurulunca

11
Oct

ÇOCUKLAR NERDE

   Posted by: admin

sana anlatacaklarım var
otur
bir bardak su biraz zeytin
gözlerin/tüm sevincin
önce sofrayı kur
bak/gördün mü
nasıl sıcacık ekmek
sevenin yüreği/elimin emeği
nerede kaldı bunlar
çocuklara bir bak

-oyundalar/gelirler şimdi
saklama yüzündeki ikircimi
bir çatırtı/zaman durdu
işte oyun
onlar vuruldu

biraz gözyaşı biraz tuz
ekmeğim sokaklarda
sofrayı kaldır

11
Oct

GÜL CENGİ

   Posted by: admin

toprak değişti şimdi
devindi toprak
kandan ve gelinlik yeşiliyle
ellerim toprakta durur

ateşe doğrultup gözlerimi
bir ırmağa kıyasla
öfkenin eteğine boşaltarak damarlarımı .
kanı yazdım

yürek vuruşlarımdan dalgalar
bir uzun seccade toprak
silahların ucuna çekilmiş kalemim
kime ah ettin ey Eritrelim
firavunlar suda boğulur

14
Aug

Tenha Şiirleri’nden

   Posted by: admin

 
II
Sürülmüş toprak kokuyorsun
biçilmiş çayır
söğütlüğü geçince
heryer çiğdem, gelincik ellerin
baktıkça açıyor yüzün
baktıkça bulutlar ve güneş
serçeler karışıyor gülüşüne

Saat yok gölgemizde zaman
ve suyun uzayıp giden öyküsü
sevmek kadar seni.

14
Aug

Su Düşü

   Posted by: admin

 
denize bir şeyler diyor adam
çiviler çakarak denize
gözlerinden
denize bir şeyler diyor adam

deniz sımsıcak Erzurum karı
denizden bir parça
adamın alnına koymalı

bilki çoğalır özlemi
rüzgarsa toprağın dansı
gelir esen meltemle
ölüm ıhlamur kokusu

çeker maviliği bir soluk
belki çoğalır özlemi/ çoğalır adamın.

14
Aug

İnfaz

   Posted by: admin Tags: ,

 
mahcup bir cellat gizli bende
her gün yağlar durur ipini
vakti yok infazların
kendi infazda vakitlerin
hızarlara gelemem gayrı
hizalara da
çürütülmüş bir köküm şurda burda

seni düşlemeye gün yetmiyor artık
günler bende bakırçalığı
serin rüzgarlarda saçların
yapraklarda sesin
bin yıldızlı gök yaptım gözlerinden
sevgilim demek için geceme

zor yollardayım
önüm ardım cinnet mahyaları
cam kırıkları dökülüyor ıslıklardan
gül değil yalnızlık bu elden ele
kıyamet habercisi çarşılarda.

14
Aug

Gökyüzü Saatleri

   Posted by: admin

 
III
bakışından yakaladım seni
duruşundan
su gibi akışından sesinin
ağaçlar kuşlar cümle bulutlar geçti
hüznünden yakaladım seni

saçlarımda eski zaman karıncaları
ve ilk ışıkları çeşmelerin
yüzün yüzüme değer gibi yıldızlar
akşamından yakaladım seni

sevinç mi telaş mı
tahtaya kalkmış çocuk gibiyim karşında

IV
yaz akik bir güldü
yanağında soldu ve bitti
sende mi esti bu rüzgar
savrulur saçların da şimdi
yapraklar tümden nefti

bir düş horozudur güneş
her saat seninle
kurulur masaya bir güzel
ıssızlıklardan ıssızlıklara öter

en tetik yerindesin sabahın
kuşlar uçuruyor bakışların.

14
Aug

Çocuklar Nerde

   Posted by: admin

 
sana anlatacaklarım var
otur
bir bardak su biraz zeytin
gözlerin/tüm sevincin
önce sofrayı kur
bak/gördün mü
nasıl sıcacık ekmek
sevenin yüreği/elimin emeği
nerede kaldı bunlar
çocuklara bir bak

-oyundalar/gelirler şimdi
saklama yüzündeki ikircimi
bir çatırtı/zaman durdu
işte oyun
onlar vuruldu

biraz gözyaşı biraz tuz
ekmeğim sokaklarda
sofrayı kaldır.

14
Aug

Baskın

   Posted by: admin

 
yağmur bir göçtür
kollara kelepçe vurulunca
kapıda beklenmedik zil sesi
başlarında zulmün simgesi

süzülürler
başlar talan

     götürülür
     evde ağıt/figan

geceyi çöz dağılsın yıldızlar
yitik bir kuş, sürüklenen bir yaprak
hani bizim olan güneş
ah bu dağlanan yürek
hangi dağda yaktığın ateş

bir devir
buğday mühürlenir
kitap sürgülenir
tutuklanır yaşam

yağmur bir göçtür
kollara kelepçe vurulunca.