Archive for the ‘Ali PÜSKÜLLÜOĞLU’ Category

11
Oct

Yaşlanmış Bir Gemici Gibi

   Posted by: admin

Ben bir korsan gemisinde doğup büyüyen
Denizciye benzerim,
Kalbim kavgalara ve fırtınalara alışık;
Tayfalar gibi canım sıkılır karada
Bir hasta gibi eririm.

O dalgalar ki açık denizlerde
Korkunç yolculuklarımda benimle birlikteydi;
Her çığlıkta martılar selamlardı beni
Günlerce yemsiz kalmış martılar.

Ben bir ıssız adaya da benzerim
Güneşli kumsallarımda dinlenir kaplumbağalar;
En uçarı kuşlar, en güzel çiçekler
Ve cins yemişlerim var sizler için.

Gene o kavgalı günlerimde olsam
Çekse götürse beni bilmediğim yerlere adsız gemiler;
Sonra kalbimde fırtına dinse
Yaşlanmış bir gemici gibi yaşasam.

11
Oct

Yeni Bir Gün

   Posted by: admin

Uzak bir yaz sesi
Gibi duyulur kokusu
Yeni bir günün
Deger herkesin saçlarina
Yillarin eli o an

Sür ey güzel zaman

Işitiyorum adimlarini
Sessizce atsa da
Uzakta su çeken bir kuyudan
Ve dag yolunda
Çiçek açan

Sür ey güzel zaman

Bin şeye benzer
Alnina düşen perçem
Elinin degdigi yerlerde
Birden leylaklar açar
Yazi andiran

Sür ey güzel zaman

11
Oct

YOLUM GECEYE

   Posted by: admin Tags:

Geceyi izliyorum

ama geçilmiyor yalnızlık;

çarşılarda pazarlarda

ve ev içlerinde, biliyorum

eski aşklar yok artık.

Bir ırmak kıyısına düştü yolum

bir düşten ötekine giderken;

atım ki en eşkiniydi atların

ve bir söylencenin bilinmeyeni

yolculuk defterimde yazılı, sıla dersen.

Şimdi ne diyebilirim, bilmiyorum

yaşamak da yoktur zaman yoksa;

korkularımı yenip söylemeliyim ki

düşlerin sona erdiği gün

ölüm de ulaşamaz yokluğa.

Senden tek istediğim işte bu, Tanrım!

11
Oct

İSTANBUL

   Posted by: admin Tags: ,

Şimdi Çemberlitaş’ta bir ev
Miniminnacık öyle durur
Penceresinde küçük bir kız
Saadeti yüzünden okunur.

Ötede kalabalık cadde
Durmuş insanlar bakınır
Ne derseniz deyin işte
Herkesin bir derdi vardır.

İnsanı sıkar kalabalık
Hele kızların bir tuhaf gülmesi!
İçinizde bir şeyler uyanır
Gariplik yahut sevgi.

Veya Köprü üstünde bir gün
Gider dururken yolunuza
Hiç görmediğiniz bir taze
Girivermiş kolunuza.

Diyeceğim bir sıcak kadın
Deli divane etmişse yakışanı
İyice anlarsınız ondan sonra
İstanbul’u, yaşamayı, aşkı.

11
Oct

YURTSAMA

   Posted by: admin

Anımsa güzel ne varsa

Karacaların suya indiği saatleri,

O gezgin çocuğu anımsa

Elinde cırcırböceği.

Bembeyaz bulutlara

Ata biner gibi binerdi,

Acılar içinde de olsa

Dizleri kanarken gülerdi.

Orada kaldı çoktaaan, orada

Günler sildi bütün her şeyi,

O çocuk var var varsa da

Kim bilir nerde şimdi!

11
Oct

ZAMANSIZ

   Posted by: admin

Bir eski zaman söylencesi o, zamansız ve çağdaş yani;

Bir ırmak da öyle.

Bilmez saatin akışını, bir çocuğun soluğu, bir kuşun çığlığı

Artık derinliklerinde kalbimin; onu bir dağ doruğunda bıraktım

Ve ben şimdi bir çöldeyim, ölü bir gemi denizde.

Onarılmaz. Çevreni yok ya da. Bir ölü artığı.

Onu mu demek istiyorum? Hani şu yağmursuz yazları, karsız kışları

Hani şu baharsız baharları?

Onu mu demek istiyorum? Hani şu bırakılmış, ıssız ev içlerini!

Hani şu…

Onu mu demek istiyorum? Bir dev çaldı çocukluğumu!

Onu mu demek istiyorum? Artık dünya uzak uzak uzak

Bir söylence şimdi.

11
Oct

ÖLDÜRENLER DE ÖLÜR

   Posted by: admin Tags:

Dün gece seyrim içinde
Öldürenler de ölür
Şu dünyada kötülüklerden gayrı
Ne kalır

Böyle demiş ozanlar
Öldürenler de ölür
Kurtlar kuşlar düşman değil insana
Arılardan dost olur

Sokak başları tutulmuş
Öldürenler de ölür
Ankara’nın ortasında
Bu ne martin sesidir

Kar yağar kan üstüne
Öldürenler de ölür
Gencecik gider canlar
Ahları yerde mi kalır

11
Oct

ÖNBİLMEK

   Posted by: admin Tags: , , ,

Bir geleceğin yok senin. Tükettin geleceğini.

Bunca yıl, bunca çaba, hiçbir…

(Evet, tanrılar da yardım edemez sana, kaldı ki Tanrı

neden uzatsın elini?)

Hiçbir işe yaramadıysa bunca şiir.

Artık sana düşen yalnızca bir boşluk. Bir dal yok tutunacak,

ağaçları severdin oysa, sevgi de demek ki…

“Ne diyor bu ozan?” deme, boşluğu sen de duyumsa;

ki bir gelecek, bir umut, bir istektir

ancak seni ayakta tutacak. Ve bir sevgi.

Sığmaz yüreğe.

Ama içinde o bulunmazsa hiçbir şey bulunmaz aslında…

Onu hâlâ çocuk mu sanıyorsun? Bırak dursun

ayakları üstünde. Sen nasıl durdunsa öyle.

Seni götüren sular onu da taşır bir yerlere nasılsa.

Geldiği zaman o gün, selamını ver ve çek git

arkana bile bakmadan. Kalsın bu dünya böyle.

11
Oct

Şiir Tanrısına Yakarış

   Posted by: admin

Bağışla unutmuşsam, unuttum
sanma yine de;
Yalnız ve kimsesiz
bir salkımsöğüt bozkırda
ve solgun suları durgun bir deniz
gibiyim şimdi;
saçlarımı dağıtmakta
şafağın tatlı eli.

Haydi çöz şu kelepçeyi, bu dağı
bilirim ben: Pınarlar akar, sessizce;
tanırım bu ormanı,
bilirim keçiyollarını her otu, her ağacı,
her dereyi;
duyulan, kuş sesleridir;
bırak da dalıp gideyim sonsuz kıra
yaşlı ruhum, gövdemle.

Ya da çöz dilimin bağını
duysun çağlığımı dünya!

11
Oct

Sonsuz Bir Şimdiki Zaman

   Posted by: admin Tags: ,

Gümüştür Ay, altindir başak
Yaz geldi yine, ey çilgin!
Her sabah, ardindan şu dagin
Güneş biraz daha güzel dogacak.

Söyle, sesini duymak, görmek seni
Ne zamandir böyle yasak bana?
Göçüm kalkar gider, ben çilginca
Koşardim, bilmeden bastigim yeri.

Sonsuz bir şimdiki zamanda yaşar
Düşler ki, artik avucumdadir;
Gökyüzünü kocaman bir çadir
Gibi üstüme örtüp yatar

Ve gezinirdim uykularimda,
Hiçbir şeye benzemez yara
Acisa da, derinde, ta derinde.

Şiirin o eski gümüş bahçelerinde
Ozanlari gördüm, şiirdir tek yasa
Ah şiir ah, gögsümde ulu bir dag!

11
Oct

Sorular

   Posted by: admin

Durmuş bir adam saati sorar
Saat kaç?
Neden sorarsin be adam
Işin ne saatle?

Günü sorar biri
Bugün ne günlerden?
Neden sorarsin be adam
Işin ne günle?

Biri de yolu sorar durmuş
Nereye gider?
Neden sorarsin be adam
Işin ne yolla?

Bak, karinca soruyor mu saati?
Bak, güvercin soruyor mu günü?
Bak, kaplumbaga soruyor mu yolu?
Sen neden soruyorsun peki?

11
Oct

SU

   Posted by: admin

Koşarken aşağılara

mavi dalgalanır su

ki orman denizidir Bolu Dağı’nda

çam kokulu:

Bir ağaç dibinden

bir dereden

bir çaydan

akar kavlince.

Akar kavlince

ince oluklardan,

sızar otlar arasından ya da.

Kaldırır yüzünü güneşe

bir kuş, bir geyik

içerken su:

Bir gölgelikte

bir kuytuda.

Neden görmez

şu ağaç yıkılmıştır, şu dal kırılmıştır,

şu çalı yanmış.

Dolanır gelir yukarılardan su,

sormaz hiç:

Kim kesmiş

kim yakmış?

Akar, akar gider

dağlardan, aşağılara.

11
Oct

SİS

   Posted by: admin Tags: , , , ,

Diyor ki bana, sevdayı ateşten
bir gömlek gibi giydin mi
Diyorum ona, Ferhat’ım dağlar gürzümden
inledi ve yol verdi sularıma. Acı dindi

Diyor ki, hiç mi kıskançlık katmadım
bakışlarına
diyorum ben de, göğsümden çıkan ah
nice kartal vurdu, aşkla

Soruyor, ölüm mü her zaman
yenecek, nedir bu korku
Diyorum, Lokman da bir zaman
tanrı’ya bunu sordu

Diyor, kırılırsa kanadı sevginin
nasıl uçar, göklerde
Diyorum, o bir umuttur, bilesin
havalanır yine de

Soruyor bana, kalacak mısın böyle
adı yarına mahkum bir ozan olacak
Diyorum ona, nice yollar var gidilecek, nice
uçurumlar var daha, atlanacak

Soruyor bana, bu sis nasıl dağılır
tarih bile susarken. Anlat olanı
Diyorum ona, şiirim bir uyaktır
yiğitçe, ta kalbinden vurur zamanı.

11
Oct

Uyanik Uykuda

   Posted by: admin

Düşteyim işte. Çikageldi bir güz yeli
hafiften. Bir bugu gibiydi gök.
Ey kendini saklayan geçmiş, ince bir tül ardinda;
Güz geldi ve yildizlarini üstüme dök.

Artik büyüdüm. Ey sonsuz çocukluk!
Atlar, atlikarincalar ve yolculuk.

Tuhaf degil mi, bu leylekler nereye göçer
gök yolunda? Yazdan kalan kanat sesleri
gibi duyuluyor. Her şey bir bir ve örtük,
ince, bilinmez bir yüz sanki.

Bir kuru agaç olarak kalayim mi?
Öyleyse ey güz, dök yapraklarimi!

Gövdemi kemirecek kurtlar toprakta
gözlüyor yolumu. Beklesinler bakalim.
Ayaklarim saglam basiyor daha, yolum var
günlere. Üşüsem, isitiyor kanim.

Ben bir leylegim, uykuda uyanik/ güz geldi artik
Göçüyorum yari uyur, yari uyanik.

11
Oct

Uzun Atlar Denizi

   Posted by: admin Tags:

o zaman çarşilarimizi suladik
atlari seyre gittik ikindilerde
çok sicakti terden bunaliyorduk
küçük tayin agzi süt kokuyordu
çünkü sevdigimizi söylemiştik

hiç böyle at görmemiştik
üstüne adam binemiyordu kahkahkah
çarşi esnafi soytari olmuştu
- derken bütün atlar yatakta -
belediye başkani sarhoştu

çok gülen agizlar hep atlara
unutmuştuk kocaman ellerimizi
ne denli sicakti öyle o gün
ne de çok istemiştik denizi
- durmadan atlar çikti karşimiza -

hiçbirinde yüzemiyorduk
kalkip çarşiya indik gene
- bu ne biçim at dedik kahkahkah
kaldirimlara doldurduk sandalye
suladik çarşilarimizi oturduk

11
Oct

UZUN BİR KIŞTAN SONRA

   Posted by: admin Tags:

Acılar, sıkıntılar geçti
Karlar, fırtınalar geçti
Ocağa attığımız odunlar
Daha bir harlı

Çatı aktarıldı, onarıldı
Yuva yapıldı güvercine
Çocuklara yer ayrıldı
Avluda, oynasınlar diye

Uzun bir yolculukta
Dönen tekerler gibi

Acar tohumlar ekildi
Toprağı usulca yarar çıkar
Yağınca ilkyaz yağmurları
Artık yer yok korkuya

Ağaçlar budandı, bahçe
Bir bir temizlendi otlardan
Babalar, analar, çocuklar
Uzandık tatlı bir yorgunlukla

Acılar, sıkıntılar geçti
Karlar, fırtınalar geçti

11
Oct

VULCANUS

   Posted by: admin

Vulcanus, yak ateşine, suları bile tutuştur

kaynağı tanrıların kuyusu olan Nil de

yansın. Yetişsin ve söndürsün onu, tutuşmadıysa

Okyanus, şu sonsuz, şu hiç görmediğim.

Kaç gün kaç gece yoluma çıkan. İçimde hep bir korku olmuştur

dünya. Vulcanus, yanardağ

hangi çağ daha güzel? Kim söyleyebilir bunu?

Ben gözlerimi karanlığa açtım, boşluğa seslendim.

Görmeden yürüdüm yolumu, bilmeden

bu geldiğim nasıl yer. Kimler geçer

gökkuşağı altından? Kimin bu dünya

ki ben yer bulamadım kendime

ve o yüzden bir düşteyim hâlâ.

(Yanardağlar patlıyor, lavları kesiyor yolumu, şu

yeryüzünü böyle yaşamak da biraz zor hani;

dilerim insafa gelsin tanrılar da

ısıgeçirmez bir ayakkabıdan yoksun etmesinler beni.)

Ey Vulcanus, her şeyi yak, ama düşlerimi yakma!

11
Oct

MEMLEKET TÜRKÜLERİ

   Posted by: admin

Türküler telli duvaklı, türküler gelin

Türküler sevda yeli, dost eli.

Türkülerinde yazılı

Memleketimin kaderi.

Bulunsun mezar taşımda dilerim

Türkülerin en güzeli.

11
Oct

O

   Posted by: admin

Oydu saati soran bana

Sigaramdan sigarasını yakan

Elleri çatlak yüzü tıraşlı

Soluğu buğu buğu çıkan

Oydu sırtında kâğıt taşıyan

Harç karıyordu gördüm

Pazarda küfeci işlikte çırak

Bir günde birkaç yıl yaşayan

Oydu ta derinden kömür çıkaran

Demir-Çelik’te ağır işçi

Hastanelerde hapsanelerde yatan

Tarlada ırgat vapurda ateşçi

Oydu tezgâhlarda kumaş dokuyan

Dalyanda ağları çeken

Uçakları trenleri kaldıran

Yorgun güleç onurlu

11
Oct

ONLARA

   Posted by: admin Tags: ,

Yaşlılar vardır

Biraz gülümserler solgunca

Girerken ilkyaza

Yağan yağmurlar gibi

Hadi biraz çık sokağa

Deseniz de onlara

Derler, sokaklar çamur ve korku

Çocuklar uçurtmalar gibi

Kim bilir nicedir

Yaşlı anneler babalar ki

Bilmedim, geçmişte

Kaldı uykular gibi