Archive for the ‘Ahmet UYSAL’ Category

11
Oct

ÖLÇÜMLER SÖZLÜĞÜ

   Posted by: admin Tags: , ,

hüzün/ölçer
rüzgâr: hüzün ölçeridir eylülün,
ürpertir geceyi öptüğü yerden

acı/ölçer
şiir:acı ölçeri kanlı yüzyılın
yaralı bir temmuz atlasında

aşk/ölçer
hançer:ah, onunla ölçülür bütün
ölümcül, yasak aşkları ülkemin

güz/ölçer
şair:güz ölçümüyle yazan şiirini
uyaklar düşüren uzak rüzgârlara

11
Oct

ÖPÜŞ TADINDA

   Posted by: admin Tags:

Bir şiir
Tek bir şiir yazmalıyım
Uyağı rüzgâr olan
Yağmura bürünmüş soluğu

Bir gün
Tek bir gün kalmalı
Benden kalacaksa geriye
Bir öpüş tadı dudağımda

Ve bir öğüş tadında
Olmalı o şiir de

11
Oct

ŞEHİRLERDİR ACITAN KALBİMİ

   Posted by: admin Tags:

Şehrini arayan bir nehirdim
Arar gibi eski bir sevgiliyi
Her yanım toprak, tuz ve kum
Köpüğü dağılmış bozkırda
Çoktan unutmuş çıktığı vadiyi

Kadınlar da görmüş yalnızlıkta
Gözleri kırık bir söğüt dalı
Kan mıydı sızan gözyaşı mı
Uzak bir yıldız gibi kaymış
Elinden, nehrimin suları

Nasıl akar giderdim oradan
Sürüklenen bir nehirsem de
Savrulan birkaç su damlası
Kalsın isterdim kirpiklerinde
İşte öyle bir sevgi anısı

Suya değen ince otlara
Uzanırdım, ah bir tutunsam
Ama, bir nehirdim ben
Akıp giden kırgın göçebe
Bin yıldır batık şehrini arayan

Şehrini arayan bir nehirdim
Gözü tutmayan hiçbir şehri
Ayaklarına dolanan köprülerin
Birinden ötekine geçip gitsem de
Şehirlerdir acıtan kalbini

11
Oct

Şiir Bilicisi

   Posted by: admin Tags: , ,

şiir bilicisiyim ben, dilimde
çok eski sözler tılsımı
görün, iki bin dört yılında
değişecek şiirin yazgısı

biraz daha yol aladursun
özlem’i, nilay’ı, emel’i
yazının gergin ipine göğüs
verecek orta yaşın şairleri

kanıtlayacaklar güçlerini
yaşlı şairler de umutla
dergileriyle gelecekler, şiir /
zarı atacaklar ön sayfalarda

bu biliciyi dinleyin, az kaldı
dördüncü yılına iki binin
ansızın gövdeye düşecek
şiirsıvıyla koruncak cenin

kapalı sözcükler eteğini
sıyıracak bir hayli, pervasız
imgeler gezinecek tül / tenlerde
dişi bir şiir girecek kuleye

11
Oct

Şiirin Harfleri

   Posted by: admin Tags: , ,

-1-

Şiirin harfleri fazladır,
Bir dilin harflerinden

Annesiz çocuktur onda zaman,
Kolay bulamaz koparılan sayfasını

Gecenin tülünü örter
Usulca, yalnızlığın yüzüne

Yükselen sulara dönüp bakmaz,
Göremediği kumda kalır aklı

Büyük yangınlar alıp gitmişse, yüzyıl
Bekleyebilir adı sessizlik olan harfini

Bir dilin harflerinden fazladır, şiirin harfleri.

-2-

Aşkın üç harfi yerine,
Şiirin harflerini gönderin bana

Kırılan otların sesini
Gizleyen t harfini

Tuz gölünden uzun
Bir u

İda’ya giden bir kuğu
Gibi ıslak boynu

Unuttursun
Gözlerime dolan kumu

Şiirin harfleri kadar
Olsun bir dilin harfleri

11
Oct

ŞİİRE YETMEYEN ZAMAN

   Posted by: admin Tags:

Şiire yetmeyen zaman
Nasıl da yanılttı seni
Sen ki daha bir çocuktun
Bir yaşamı alıp gitti
Şiire yetmeyen zaman

Sararan ot, yiten gölge
Öyle birden gelen ölüm
Doğrusu aklında yoktu
Yaklaşıyor her geçen gün
Sararan ot, yiten gölge

Soluk soluğa bir güzel
Yaşadın ya sen ona bak
Ardında kalan şiirler
Adını fısıldayacak
Soluk soluğa bir güzel

11
Oct

SÖZDÜŞÜ METİNLER

   Posted by: admin Tags:

Sen ki bir sözdüşüydün
Ulaşan en eski aşklara
Kırık testimde biriken su
İlk yazılı taşı söylencemin

Sendin bulduğum büyü
Bozkır buğulu bedenimle
Tuzuna inandığım çöl kumu
Kuşlar uçurtan susuzluk

Yollar ayrımı yüreğim
Zaman dokuyan çıkrıktı
Dönen ışık hızıyla
Boşluğa düşen sarmal

Aşk ki bir sözdüşüdür
Çıkar en eski yazmalara

11
Oct

SÖZLÜK

   Posted by: admin Tags:

leylâk: yağmurlu günlerde
mora boyar gecenin örtüsünü

poetika: yağmur sözlüğüyle yazılır
burada rüzgârların şiiri

rüzgâr: küçük orospu çiçeklerinin
kokusunu sürükler gizli bohçasında

gece: güz ırmağına düşürür
tülünü, koynuma girmeden önce

11
Oct

TUZ

   Posted by: admin Tags:

zamanın tuz hali
duruyor
yüzyılla aramızda

ateşin sorgusu,
tuz vaktinde
başlıyor geceleri

sığındığım çöl
gecesi, bir avuç tuz
serpti gözlerime

tuznihal oldu
sonunda adları, o
uzak kadınların

düştüğüm sonsuz
bozkırda, tuzdur
adı zamanın

geçen yüzyılın
tuz sözleri de
devrildi üzerime

sanırım tuz
rüzgârdır tutuşturan
bozkır otlarını

hayal kadınlar
gördüm orada; göğüsleri
kumdu, dudakları tuz

niğde ankara arası
tuz/şiirlerdi
kanatan dudağımı

11
Oct

Unutulmuş Bir Mektuptur Aşk

   Posted by: admin Tags: , , ,

kırılgan günler edinmişsem
altmışından sonra.bir çiçeği
koklar gibi tutacaksınız demektir bu
tutarken saydam ellerimi

aşkın önüne geçen şiirler beklemesin
artık benden sevdiğim kadınlar

ve bütün güzel kadınlar,beni
öper gibi öpsünler yaz ırmaklarını
sevgilim olan, kızım olan, ıssız
ormanım olan ülkemin o kadınları

ölümü ardına almış,çağcıl
soluğumdur yarışır durur hala atlarla

ben yalnızca bir tanımı arıyorum
belki de, büyülü yorumlar yorumunu
diyelim ki:aşk bir mektuptur
bir şairin göndermeyi unuttuğu

ey ülkemin en güzel şair kadınları
bana bir mektup yazın ve unutun onu

11
Oct

UZANIŞI İNCEYDİ ÜLKEMİN

   Posted by: admin

Kuşların uçtuğunu
görmedik
Güneşin sıyrıldığını
buluttan
Görmedik yağmurun
yağışını
Çok erken geldiğini
ölümün
Görmedik çocukların
gülüşünü
Uzun akan nehrin
sularını

İncecikti uzanışı
ülkemin
Sonsuz gökyüzüydü
görmedik

11
Oct

YALNIZLIK ŞİİRLERİ

   Posted by: admin Tags:

yaz

uzun bacaklı
bir kadındır yaz
gizlice uzanan yalnızlığıma

güznihal

zaman alevidir, geçmez
yine bir güznihal
daha bırakır ardında

elveda

dudağımda uzun öpme
imleriyle söylüyorum
son sözlerimi yalnızlığa

yaz öğlesi

yosunlu kayalar
dibinde, saydam bir yaz
öğlesidir yalnızlığım

hayal sözler

dilimin altındaki
hayal sözlerdir
yalnızlığımın şiirleri

11
Oct

YARIM KALDI SON SERÜVEN

   Posted by: admin

Sen öyle düş içindeyken
Silindi suda sureti
Yarım kaldı son serüven
Döndü durdu rus ruleti

Söz eskidi su bulandı
Nasıl bulmalı yeniden
Ki birbirine karıştı
Bilinenle bilinmeyen

Sendin o yaz parıltısı
Yörüngesiz bir gezegen
Yalnız, umarsız, bulutsu
Karanlık sularda yüzen

Bitti mi o mahur faslı
Ay ışığında söylenen
Ateşin suyla dansıydı
Yarım kaldı son serüven

11
Oct

YAZ ÖPÜŞLERİ

   Posted by: admin Tags:

yaz geceleri daha sık
öpmeliyiz sevdiğimiz kadınları,
ay vakti yüzlerinden

öpüş izlerine benzer,
yosunlar üzerinde kalan
izleri, yaz yağmurunun

yaz ırmağının rüzgârla
öpüştüğü gece,
tülünü düşürerek gelir ay

temmuzda öpmek istesem
sevgilimi, yanık izleri
kalır dudağımda

11
Oct

İNCE BİR HANÇER

   Posted by: admin Tags: ,

Issız bozkırda usul esen
yaz yelidir hançer
Bütün eski kalıtların yanılmaz
belleğidir hançer

Ayrı kalınca kınından yitik
gümüş kabzasıyla
Zaman içinde çürüyüp gidecek
eğri demirdir hançer

Yıkım günlerinde odur öfkeli
imgesi şairlerin
Pul pul döker pasını birden
umutla devinir hançer

Ay ışığını sever ne de olsa
gecenin dostudur
En çok bir kadın koynundaysa
sevinir hançer

Islak bir parıltı ya da kan
izi bırakır ardında
Yasak sevişmelerin ölümcül
bedelidir hançer

Ne zaman kaygan bir kın
içinde düşünsem onu
Şiirin ipeksi dokusuyla
kendine bilenir hançer

11
Oct

Zamanın Ağzında

   Posted by: admin

meğer zaman seni de
saklıyormuş ağzında

o mavi çiçek, her yıl yeniden
açan yüzünmüş senin

bilmediğim uzak şehirlerde,
sözgelimi bingöl’de bir hayal

gibi dağılıp giden göller,
gözlerin, ellerin, dudaklarınmış

ben artık oğulotlarına ot
diyemem, benzedikleri sürece sana

rüzgârı öpen adam imgesiyle
yaşamak yetmez o büyük yalnızlığı

ey zaman, beni de sakla
ipek ağzına yüzyılın

11
Oct

KALIT

   Posted by: admin Tags:

cemal süreya’nın öldüğü
yaşı da geçtim

öldü
sevdiğim şairlerin çoğu

yağmura indirgediğim
söz

ve bir ince rüzgâr
kaldı bana onlardan

11
Oct

KIRGIN GÜNLER GÖÇEBESİ

   Posted by: admin Tags:

Yurdun neresiydi senin
Ey rüzgâra bürünen göçebe

Tükettin işte barındığın
Kırgun günleri de
Biriktin ve çürüdün
Eski taş oyuklarında
Çimlendi gizlediğin tohum

Islak bir çizgiydin
Kuşların geceye çizdiği
Acı sularında çığlıklar
Kırk yıl eğirdin ipliğini
Kırkıncı şiirinin

Önünde duruyor şimdi
Yangınlar atlası temmuz
Kül üreten kent günleri
Geçit vermeyen köprü
Çıkrıkta bekleyen iplik

Çıkıp gidecek gibisin
Kendine çizdiğin eğriden
Bursa günleri kentine
Şiiri ilk bulduğun
Su günlerine yeniden

Yeniden kuşatıyor seni
Korku ve kuşku günleri
İçindeki taş tanrı
Ağır basıyor yeniden
Uzun süren o yıkımlar yılı

Yurdun neresiydi senin
Ey rüzgâra bürünen göçebe

11
Oct

O TEMMUZLAR

   Posted by: admin

Nereye gitsem karşıma çıkıyor ansızın
O temmuzlar, gözlerine benzeyen bir kızın

O temmuzlardı karanlığı sevdiren bana
Parlarken uzaklarda ışığı bir yıldızın

Otlarla, böceklerle uyuduğum günlerdi
Simgesiydim sonsuz bozkırlarda yalnızlığın

Şimdi unuttum bütün adları ve yüzleri
Yüreğimde yangınları kaldı temmuzların

Solumak, bir daha solumak o temmuzları
Güzelliğine vararak çok eski yazların

11
Oct

Rüzgârı Öpme Vaktidir

   Posted by: admin

rüzgârı öpme vaktidir

sokaklar soyunuktur

ıssız arka bahçelere

düşürmüştür evler tülünü

örümcek ipeğini dürmüş

gül, güzaltına almıştır hüznü

ay ışığına takılmıştır

şehirler arası otobüsler

bozkır yorgunu trenler

yolcusunu uyandırmıştır

hiç bu kadar yakın durmamıştır

bir dudak bir dudağa

o saatlerde söz yalındır

yıldızlar ipliğini bükmektedir

bekliyorum seni

rüzgârı öpme vaktidir