Seher
Ağaçların seheri zirvesinde titreşiyorTuyûr-ı fâniye-i âlem-i tahayyül ü hâb.Semâyı kaplayacak, şimdi, gâzeler gibi nûrZavallılar kalacaklar esir-i ufk-ı türâb. Ve onların gözü eyler nücûm-ı fecre itâbVe onların sesi eyler “nihayet”i işrâb…
Ağaçların seheri zirvesinde titreşiyorTuyûr-ı fâniye-i âlem-i tahayyül ü hâb.Semâyı kaplayacak, şimdi, gâzeler gibi nûrZavallılar kalacaklar esir-i ufk-ı türâb. Ve onların gözü eyler nücûm-ı fecre itâbVe onların sesi eyler “nihayet”i işrâb…
Şu bakır zirvelerin ardındanBir süvârî geliyor kan rengi.Başlıyor şimdi melûl akşamdaSon ışıklarla bulutlar cengi! Bir bakır tasta alev şimdi havuz,Suya saplandı kızıl mızraklar.Açılıp kıvrılarak göklerdeUçuyor parçalanan bayraklar!
Bir Acem bahçesi, bir seccâde,Dolduran havzı ateşten bâde…Ne kadar gamlı bu akşam vakti…Bakışın benzemiyor mu’tade. Gök yeşil, yer sarı, mercân dallar,Dalmış üstündeki kuşlar yâda;Bize bir zevk-i tahattur kaldıBu sönen, gölgelenen dünyâda!
Nasıl istersen öyle dinle, bakın:Dalların zirvesindeyiz ancak,Yarı yoldan ziyâde yerden uzak,Yarı yoldan ziyâde mâha yakın.
Dönsek mi bu aşkın şafağındanGitsek mi ekaalîm-i leyâle?Bizden daha evvel erişenlerAğlar bugün evvelki hayâle. Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmekDüştüyse gönüller bu melâle?Bir eldir ufuklardan uzanmışZulmet bizi çekmekte visale…
Titreyen ellerimle penceremi Açtım afaki leyle karşı… Yine Gecenin gölgeden manazırına İmtizac eylemiş nücumü bahar… Sihri eb`at içinde şimdi gümüş Bir sehap andıran miyah uyumuş.. Kalbi seydayı leyl olan rüzgar Esiyor gölgelerde velvelekar… Ah o bir aşkı bi-tenahi mi Geceden, tudei manazırdan Yükselen rasei humarü buhar? Sanki hulyayı vasla müstağrak Sebi bir itri hisle doldurarak [...]