Archive for the ‘Adnan YÜCEL’ Category

13
Aug

YÜREK ÇAĞRISI

   Posted by: admin Tags: ,

Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere

Tatlı su göllerine akamıyorum

Yüzüm yüreğim deprem dalgası

Bu gül kıyımlarına bakamıyorum

Her sevi bir türküdür bağrımda

Her öfke bir ağıt

Ağıtlar kuşatmış dört yanımı

Kendi türkülerimi haykıramıyorum

 

Şarkılarla bezeniyor ufuklar

Yüreğim patlıyor dağbaşlarında

Yüreğim

Sancımı duyar mısın yaralarında

Kuş seslerinde yas nağmeleri

Şarkılar sabır ve çile makamında

 

Mendilimde öfke çıkınımda bilinç

Uykusuz kalır mısın kitaplarıma

Dudaklarımda hüzün

Avuçlarımda sevinç

Kulak verir misin çığlıklarıma

Dağları aşarak gelmişim sana

Demir kapıları kırarak

Işık olur musun karanlıklarıma

 

İsterim ki senden

Yaylalarda otlak olasın

Ovalarda ırmak olasın

Yayılasın göğsümün kırlarına

Sarasın beni sarasın

 

Dalların sevdası düşmüş toprağa

Olgun meyvelere hasret gençliğimiz

Zamanın billur çağlayanı

Gürül gürül akarken avuçlarımızda

Bir damla yağmur adına

Yakarmış dağbaşlarında yüreğimiz

Gökyüzünde sanılmış bütün yaşam

Gökyüzüne çivilenmiş ellerimiz

 

Ateşler yine parlıyor dağlarda

Dolular yine kırıyor çiçekleri

Gecenin karnına inerken şafağın tekmeleri

Bulutları delen ışıklar

Ezik ve kinli

Aydınlık iri

Sanki kocaları işkencede kadın gözleri

 

Nasıl kapanır bu kanayan yara

Nasıl anlatılır ki sana bu hal

Terimde tuz gözyaşımda bal

Bağdaş kurar mısın soframa

Gözlerimde umut yüreğimde aşk

Ölümleri boşlayıp düşer misin sevdama

 

İsterim ki senden

İnancıma aşık olasın

Zindanıma ışık olasın

Yürüyesin gönlümün yollarına

Sorasın beni sorasın

 

İnce kabukları zorlanıyor zamanın

Gelecek damlıyor yorgun havuzlara

Damlalarla yılların gelin yüzü

Suların üstünde koskoca bir çağ

Umutlar sığmaz oluyor alanlara

 

Baharda gazel dökme bahçelerime

Ben yaşamayı bilmez miyim

Çocuklarım okul yollarında

Okullarım sabah kollarında

Sanki güzellikleri görmez miyim

Papatya beyazlığında ölüm sarısı

Karanfil kıvrımlarında kan

Bu çiçekler uğruna ölmez miyim

De gülüm ben seni sevmez miyim

 

Bahar değil acı yükleniyor dallarıma

Yapraklarımda ayrılık

Meyvelerimde gurbet

Vuslat olup gelir misin kollarıma

Ellerimde kış saçlarımda kar

Cemre olup düşer misin toprağıma

 

İsterim ki senden

Yılgınlıkta inanç olasın

Zulme karşı direnç olasın

Gömülesin aşkımın sularına

Göresin beni göresin

 

Göresin ki destan edesin

Söyleyesin dillerden dillere

Bir türkünün dizelerinde

Bir kavalın nağmelerinde

Alıp başını gidesin

Bağrı yanık yeller üstünde

Güneşin rengiyle düşesin ufuklarıma

Kırasın karanlıklarımı kırasın.

13
Aug

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK

   Posted by: admin Tags:

Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni 
bir kavganın güzelliğinde sevdim. 
bitmedi daha sürüyor o kavga 
ve sürecek 
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları 
aşk ile sevmek bir güzelliği 
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna. 
işte yüzünde badem çiçekleri 
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar. 
sen misin seni sevdiğim o kavga, 
sen o kavganın güzelliği misin yoksa... 
Bir inancın yüceliğinde buldum seni 
bir kavganın güzelliğinde sevdim. 
bin kez budadılar körpe dallarımızı 
bin kez kırdılar. 
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz 
bin kez korkuya boğdular zamanı 
bin kez ölümlediler 
yine doğumdayız işte,  yine sevinçteyiz. 
bitmedi daha sürüyor o kavga 
ve sürecek 
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri 
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız 
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri. 
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık 
törenlerle dikilirdik burçlarınıza. 
türküler söylerdik hep aynı telden 
aynı sesten, aynı yürekten 
dağlara biz verirdik morluğunu, 
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz... 
Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne 
ne tan atışı doğumların sevincine 
ey bir elinde mezarcılar yaratan, 
bir elinde ebeler koşturan doğa 
bu seslenişimiz yalnızca sana 
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini 
bitmedi daha sürüyor o kavga 
ve sürecek 
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 
Saraylar saltanatlar çöker 
kan susar birgün 
zulüm biter. 
menekşelerde açılır üstümüzde 
leylaklarda güler. 
bugünlerden geriye, 
bir yarına gidenler kalır 
bir de yarınlar için direnenler... 
Şiirler doğacak kıvamda yine 
duygular yeniden yağacak kıvamda. 
ve yürek, 
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda. 
ey herşey bitti diyenler 
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler. 
ne kırlarda direnen çiçekler 
ne kentlerde devleşen öfkeler 
henüz elveda demediler. 
bitmedi daha sürüyor o kavga 
ve sürecek 

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

13
Aug

SEN Kİ ANLARSIN

   Posted by: admin Tags:

Kendini bir suyun akışında

Ve suları kendi bakışlarında

Bulabilenler bilir bu türküyü.

Sen ki anlarsın

Bir türkü uğruna

Çileler çektin yıllar boyu.

Soluğunda

Yaban menekşelerinin kokusu.

Gözlerinde

Serin pınarların uğultusu.

Dağlar seni yaşardı her gün

Ormanlar sıcak dostluğunu.

 

Ne zaman çatlasa bir kaya

Bir çığlık düşse sulara

Irmaklar

Adını çizer toprağa.

değil mi ki

Hep o yangınların adına

Adına belasına

Özlemi duyulunca özgürlüğün

Öfkesini göklere çalan

Bir şimşek gibi dalardın yaşama.

 

Sen ki anlarsın bu yaşamı

Aşklar şimdi hücrelerde tutsak

Düğünler kelepçeli

Doğumlar

Ve çocuklar zindanlarda.

Bunları nasıl anlatayım sana

Bu türküleri nasıl çağırayım

Bu ninnileri nasıl.

Ölüme

Kapkara bir kaygu değil artık

Bembeyaz

Bir kitap diyoruz koltuğumuzda.

Kitapların göğüslerinde kan

Bu kanı nasıl okuyayım sana.

Şimdi devleşen bir öfkenin

Ve sınırlar ötesi bir özlemin

Bildirisi okunurken her gün

Her saat, her dakika,

Can çekişen

Bir çağı yaşıyoruz dünyada.

 

Sen ki anlarsın bu yaşamı

Okul yolunda telaşlı bir öğrenci

Bir grev sözcüsü işyerinde

Okunan kitap

Yazılan defter

Yükselen bilinç

Ve eriyen cevher

Şimdi sabahın ala şafağında

Doludizgin

Bir at gibi giriyor sulara.

13
Aug

KUŞ MİTİNGİ

   Posted by: admin

Sonbahardan sonra ağaçlar

Hep duman açar Ankara’da

Saksılarda yeşil bir yalnızlık

Uzayıp gider ev tutsaklığında

Kış boyu rüzgârsız ve çiçeksiz

Ne gün kalır güneşin yüreğinde

Ne şafak ne sabah

Kar altında dilsiz ve sessiz

Bir tohum gibi bekler baharı

Taş üstünde topraksız çaresiz

 

Sonbahardan sonra Ankara’ya dair

Hep aynı sözler söylenir

Ama yağmur

Yine utanır yağarken

Kar yine yağmadan kirlenir

 

                         

Sonbaharda sonra Ankara’da

Yalnızca kuşların isyanı vardır

Bakarsınız bir akşamüstü

Bütün ağaçlar kuş açmıştır

Ve gökyüzü meydanında

Kuş dilinde bir miting başlamıştır

 

 

Bir çığlıktır artık yaşanan

Sözcükler yetmez anlatmaya

Notalar fırçalar susar

Çünkü mitingden sonra kuşlar

Kırıp kanatlarını

Ankara’ya ölüm bırakırlar.

13
Aug

KIRDIN KALBİMİ CANKÖRÜĞÜM

   Posted by: admin Tags: , ,

Ne zaman yağmur yağsa

Bir buluşma yeri olurdun

İstanbul’da rüzgâr soluklara

Mavisi yasaklanmış deniz

Kızıl tufanı yaratmadan daha

Ne zaman yağmur yağsa

Tarihin şiir tanığı olurdun

Yağmurdan sonra

Toprak kokusu bakışlılara

 

Tam otuz yıl nasıl kıydım sana

Bin zehirli duman arasında

Islığınla besteledim hep

En pembe çocuk düşlerini

Pan’ın flütünden mi kalma

Babam’ın dilsiz kavalından mı

Hep rüzgârla bir tuttum seni

Hani yolu yakın

Aşkı sonsuz kılan rüzgârla bir

 

Ey can içre cankörüğüm

Hangi kentin temiz havası

Yetmez oldu ki soluğuna

Çıkardın kendini ölüm doruğuna

Ölmek kolay değil cankörüğüm

Kalbimde sevinç gözesi pınarlar

Kalbimde yaşamak aşkı çınarlar

Ve bir nice coşkular coşkular

Sende onlar gibi yaşayacaksın

Akıp ırmaklara karışacaksın

Sırılsıklam bütün sevişmeleri

Yine soluğunla kurutacaksın.

13
Aug

HANGİ GÜNÜN YÜZYILI

   Posted by: admin

Sancısını yaşıyorsun kaç zamandır

Yeni bir güne sevinçle başlamanın

Yoluna ışık tutan sözcükler

Var mı o günün ışıltılı kanatlarında

Rüzgâra dost olan soluklar var mı

Altını çize çize soruyorsun nedense

Ki hep aldatmış olduğun kendine

 

Adın çoktan çocuğa çıkmış oysa

Çoktan anlaşılmaz olmuşsun

Şu güzel ömrün tam ortasında

Kuşları sora sora düşen yapraklarda

Ey çılgın

Kanadı kırık her kuşa

Kanat olmaktan yorulmuşsun

 

Bulutları çarpışa çarpışa yorgun

Bir gökyüzüdür artık gülüşün

13
Aug

ADI KAYIP

   Posted by: admin Tags:

Deniz yok olursa diyor bir çocuk

Balık kaybolursa

Ne derim benden sonraki çocuklara

İnsanlar kaybolurken gözaltılarda

Çöllerde boğulan nehirler

Ey çocuk

Nasıl varır okyanuslara

 

 

Adı karanfil ki suçu rengidir

Özgürlük dilinde bir imge

Tutsaklık dilinde bir söylencedir

Karanlıkta bir el koparır dalından

Artık ölüme varmış bir işkencedir

 

 

Orman yok olursa diyor bir çocuk

Ağaç kaybolursa

Ne derim benden sonraki çocuklara

İnsanlar kaybolurken gözaltılarda

Dalından koparılan tomurcuk

Ey çocuk

Nasıl meyvelenir sana ve diğer çocuklara

 

 

Adı narçiçeği ki suçu patlamak

Birdenbire güneşe haykırmak

Ve güneş diliyle kıpkızıl çoğalmak

Karanlıkta bir el koparır dalından

Adı kayıptır artık

Daha meyveye bile durmadan

 

 

Aç gözlerini o çığlıklaraı çocuk

Kayıp analarının gözlerine bak

O gözler ki karanfil kıvrımında nar çokluğu

Sevda denizlerinde oğul ve kız yokluğudur

Her biri bir depremdir yüreklerde

Her biri açlık içinde zulüm tokluğudur

 

 

Sen ki bir badem dalısın baharda

Yüzünde solgun bir yeşil akşamı

Dalıyor gözlerin bir çağın artıklarına

Kazılardan yeni çıkmış gibisin

Bakışlarında düş fosilleri

Güneşli bir yeşili özler gibisin

 

 

İnsanlar kaybedilirken ey çocuk

İnsanlık adına

Nasıl başlar bu yeşil ve mavi yolculuk

Hangi gemi kalkar bu ülke limanlarından

Hangi mavilikler karşılar seni

Kıyılar zincir olmuş bileklerde

Dalgalar yargısız infaz

Al kalemi eline ey çocuk

Yeşilin ve mavinin şiirini yeniden yaz

13
Aug

ACIYA KURŞUN İŞLEMEZ

   Posted by: admin Tags:

Sabrın çalkalanıp taştığı sulardadır

Çığlıklarla parçalanmış uykularda

Buruşturulup atılmış aşklarda

Ve çalınmış mutluluklardadır

Ses ile yürek

Büyük rüzgârların o yanık şarkısı

Hâlâ yükselir içimizden dağılır

Coşkunun doruklarında sürer yankısı

 

İlk kurban adanırken bir nehire

Korkunun ilk nişanında başlamıştır

Gözyaşının ilk damlasından kalma

Yaslı baharlarla gelmiştir bugüne

Kanla yazılan yasalarla

Açlığın otağ kurduğu sabahlarla

Ve sonuçsuz kalan ahlarla gelmiştir

Acıya kurşun işlemez artık

Ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir

 

Yok bundan böyle ter yarası

Zincir tutsaklığı ve sabır

Kırbaç yalvartması sessizliğin

Can pazarı ve kahır yok

Her şey yaşanan şu gün gibi gerçek

Adımız halk olduğu günden beri

Bir direnç olmuştur bizde sevinçler

Şimdi acının her kuraklığında

Onlar

Yüreğimizin ovalarına çiselenirler

 

 

Boşuna değil bu ölürcesine sevmek

Ve ölürken bile yürümek

Boşuna değil                                         

Hep yatağı olduk tarih ırmağının

Yenilgilerle durulmanın

Zaferlerle köpürüp kabarmanın

Ama hiç bir zaman

Anası olamadık geçmişi doğurmanın

 

 

Yıldızlar ve sular tanıktır bize

Aç ve kavruk bir memeden

Direnmeyi yudum yudum emen

Bir çocuk gibi öğrendik

Ve direndik

Ordular kurduk türkü renklerinden

Bütün ağıtları bir hücumda yendik

Acıya kurşun işlemez artık

Biz yaşamayı zulümsüz sevdik.