ÖLÜM
Posted by: admin in Uncategorized
sırça atın mavi kanatlarına
inen sabırsız balyoz
karışırken yelesi rüzgârın saçlarına
Bu şiir Sunday, December 13th, 2009 at 17:06 tarihinde , Uncategorized.
Kategorisine postalandı. Takip etmek istersen:
RSS 2.0 feed.
Yorum yap, or
trackback
Bende bilmezdim ölümün
İnsana yakın olduğunu
Ana rahminden alınıp
Kabire konulduğunu
Bunca yıllık şu ömür
Değersiz akçe imişte
Öğrenirmişte şu insan
Onuda bu son gidişte
İnsan yalnız doğarmışta
Yalniz yaşarmış demek
Ölüm yakın olurmuşta
Hayat boş boşaymış emek
Bir yaprak gibi dökülür
İnişi başlar yavaştan
Yaprak döker insan ölür
Ne farımız var ağaçtan
Alıp burdan götürdüğün
İki tahta bir top kefen
Eş bildiğin dost gördüğün
Kimse gitmezmiş giderken
Adin şöhretin varlığın
Çabuk unutur kalanlar
Eşim dostumdur sandığın
Şu gülendir ağlayanlar
Bu tabuta aldıkların
Dar bir yere götürülür
Yürümezse adımların
Ağır ağır yürütülür
Bizim gibi şu yatanlar
Ağir akça yiğittiler
Üstüne toprak atanlar
Sırası geldi gittiler
Bu yolculuğun sonunda
Ne var geri dönmez giden
Yoksa işlermi yolunda
Köşkmü tahtmı var inciden
Ölüm ırmak ta akmaktır
Ölüm hayata doğmaktır
Sevgiliyle hep olmaktır
Allah Allah Allah ile
Ölüm vermez acı sancı
Yolcu ol sen olma hancı
Dünya yaban sen yabancı
Allah Allah Allah ile
Ölmeden binersin sala
Mürşitle çıkarsan yola
Deniz olur düşen damla
Allah Allah Allah ile
Ölümle insan ekilir
Canı Rahmana çekilir
Hakka manası dikilir
Allah Allah Allah ile
Can temelse temel kimin
Varmı bir emeğin senin
Dayatma sen ver kimliğin
Allah Allah Allah ile
Ölüm ömrün hak şarabı
Hak hakka vermez azabı
Yanılmanın son serabı
Allah Allah Allah ile
Ölüm canın Hak kapısı
Gönüllü Hakkın yapısı
Ladan alsın aşk kokusu
Allah Allah Allah ile
Mustafa Turhan
Ölüm süzmüş gözlerini
Testi yazıtlarında sözü geçmez
Uzun fısıldadığı sen değildin hiç
Geceye yineler ak doğumları
işte pencereleri maziye açılan gökyüzü garsoniyerimiz
şu da ölüm, ayaklarımıza dolaşan ezel maralı
Ölüm
Posted by: admin in Uncategorized
Ölüm geliyor aklıma birden ölüm
Bir ağacın gölgesine sarılıyorum
Bu şiir Friday, September 5th, 2008 at 02:48 tarihinde , Uncategorized.
Kategorisine postalandı. Takip etmek istersen:
RSS 2.0 feed.
Yorum yap, or
trackback
ÖLÜM
Posted by: admin in Uncategorized
Gecenin dudağından karanlık emiyorum
Gündüzün cesedini hicrana gömüyorum
Gözlerim parça parça, kırık aynalar gibi
Yüreğim, cehenneme dönüşen bahar gibi
Yarasa kanatları bürümüş mehtâbımı
Kör bir papağan gibi açmışım kitabımı
Okuyorum; boşluğu sömürüyor ellerim
Kurşun kurşun beynime saplanmış emellerim
Nereye gittiğimi bilmeden yürüyorum
İstikbâle bir avuç hayal götürüyorum
Yüreğim, cehenneme dönüşen bahar gibi
Gözlerim, parça parça kırık aynalar gibi
Gecenin dudağından karanlık emiyorum
Gündüzün cesedini hicrana gömüyorum
Bu şiir Friday, September 5th, 2008 at 02:48 tarihinde , Uncategorized.
Kategorisine postalandı. Takip etmek istersen:
RSS 2.0 feed.
Yorum yap, or
trackback
Bu yokluk yedi bitirdi bizi
Ağlayıp sızladık yürekten:
“Adam sende… deyip geçmeli
Ne bulduk sanki inlemekten
Ne sen varlıklı ne de ben,
Çul giyinip ömür sürümek
Hoş değil mi o beylerden?”
Neler göçtü şu dünyadan,
Ne uslusu kaldı ne delisi,
Göçüp gitmişler tümü buradan
Çoluğu çocuğu, alisi velisi
En güzeli, dekoltelisi.
Dulu, zengini ayırmaksızın,
Şıkını, orta hallisini
Ölüm gelir bulur ansızın.
İster Paris olsun, ister Hèléne,
Acıdır acı ölümün kancası.
Son demde soluğundur kesilen
Yüreğine acılar dolası
Tanrı bilir terden yanası
Lokman Hekim bulamaz çare
Artık ne kardaş kavgası
Düşecek herkes başı derdine.
Bir burnumuzdu ezilmeyen,
Ölüm okudu canımıza,
Şimdi ne can kalır, ne ten
Ölüm dayandı kapımıza,
Bir kez yazılmış alnımıza,
Kız da kadın da yalan bütün
Ölüm almış gemiyi azıya
Ölüp gideceğiz bir gün.
Bende bilmezdim ölümün
İnsana yakın olduğunu
Ana rahminden alınıp
Kabire konulduğunu
Bunca yıllık şu ömür
Değersiz akçe imişte
Öğrenirmişte şu insan
Onuda bu son gidişte
İnsan yalnız doğarmışta
Yalniz yaşarmış demek
Ölüm yakın olurmuşta
Hayat boş boşaymış emek
Bir yaprak gibi dökülür
İnişi başlar yavaştan
Yaprak döker insan ölür
Ne farımız var ağaçtan
Alıp burdan götürdüğün
İki tahta bir top kefen
Eş bildiğin dost gördüğün
Kimse gitmezmiş giderken
Adin şöhretin varlığın
Çabuk unutur kalanlar
Eşim dostumdur sandığın
Şu gülendir ağlayanlar
Bu tabuta aldıkların
Dar bir yere götürülür
Yürümezse adımların
Ağır ağır yürütülür
Bizim gibi şu yatanlar
Ağir akça yiğittiler
Üstüne toprak atanlar
Sırası geldi gittiler
Bu yolculuğun sonunda
Ne var geri dönmez giden
Yoksa işlermi yolunda
Köşkmü tahtmı var inciden
sırça atın mavi kanatlarına
inen sabırsız balyoz
karışırken yelesi rüzgârın saçlarına
sırça atın mavi kanatlarına
inen sabırsız balyoz
karışırken yelesi rüzgârın saçlarına
sırça atın mavi kanatlarına
inen sabırsız balyoz
karışırken yelesi rüzgârın saçlarına
sırça atın mavi kanatlarına
inen sabırsız balyoz
karışırken yelesi rüzgârın saçlarına
işte pencereleri maziye açılan gökyüzü garsoniyerimiz
şu da ölüm, ayaklarımıza dolaşan ezel maralı
Maviyi anlarsın.
Denizi anlarsın.
Mavi denizi
Zor anlarsın….
Maviyi anlarsın.
Denizi anlarsın.
Mavi denizi
Zor anlarsın….
Gecenin dudağından karanlık emiyorum
Gündüzün cesedini hicrana gömüyorum
Gözlerim parça parça, kırık aynalar gibi
Yüreğim, cehenneme dönüşen bahar gibi
Yarasa kanatları bürümüş mehtâbımı
Kör bir papağan gibi açmışım kitabımı
Okuyorum; boşluğu sömürüyor ellerim
Kurşun kurşun beynime saplanmış emellerim
Nereye gittiğimi bilmeden yürüyorum
İstikbâle bir avuç hayal götürüyorum
Yüreğim, cehenneme dönüşen bahar gibi
Gözlerim, parça parça kırık aynalar gibi
Gecenin dudağından karanlık emiyorum
Gündüzün cesedini hicrana gömüyorum
Yorumla
You must be logged in to post a comment.