Posts Tagged ‘ozan’

12
Dec

İnatçı Damla

   Posted by: admin    in Uncategorized

Camdan kayan damlalara bakarken,
Anlıyorum yağmur yağıyor…

Camda kaymak istemeyen inatçı
bir damla gibi…

Hayatta herhangi bir şeye
Zorlada olsa direnmek gibi…

Nafile bir çaba
Doğanın kanunu
Yer çekimine yenilen inatçı bir damla gibi…

HAYATA, İNSANLARA,
DOĞAYA YADA KADERE yenilmek…
Çoğu zaman seçme şansın olmadan…

12
Dec

Ümidi Sönmüs Bir Aşk Bu

   Posted by: admin    in Uncategorized

ümidi sönmüş bir aşk bu

ümidi sönmüş bir aşk bu
sevdadan artakalan
bos yere söylenmedi ya atasözü
davul bile dengi dengine…

oysa ben
sanmıştım ki aşkın dengi olmaz
gönül bu, severse denk aramaz
zenginmiş, fakirmiş, güzelmiş
seven için sıfatlar halt etmiş

anladım ki
ben bir hülyaya dalmışım
aşk diye bir rüyaya kapılıp
ne umutlar ekmişim toprağına
ve ne hüzünler biçmişim
hasat zamanında

biliyorum artık
vuslat, zamanın öbür ucunda
zaman, sensizliğin ortasında
sensizlik, mahşerin telaşlığında
cehennem zebanisi gibi başımda

ve biliyorum artık
filmlerde yaşanır böylesi aşklar
ve güftesi hüzün kokan tüm şarkılar
bestesinde arar tesellisini ayrılığın
ve biliyorsun ki
tesellisi yok sensizliğin

12
Dec

SENSİZ HER ŞEY BİR HİÇ

   Posted by: admin    in Uncategorized

sensiz gececek ömrüm gecmesin,
sensiz yasanacak mutluluklar yasanmasin,
sensiz bitecek bu yollar bitmesin
ve sensiz gelecek ömür gelmesin cünkü
sen yoksun ya varsin oda onlarda olmasin.
gözleri okyanus saclari cicek kokan ayrim.

12
Dec

Seni Çook Sewiyorumm

   Posted by: admin    in Uncategorized

Seni; gülümsemek kadar zor
gözyasi gibi wazgeçilmez
ALLAH gibi tek
yildizlar gibi erisilmez
Bir o kadarda özel oldugun için;;;
SENI ÇOK AMA ÇOK SEWIYORUMMM

12
Dec

PAPATYA FALI

   Posted by: admin    in Uncategorized

Bir gün kirlarda dolasirken
eline bir papatya al
ve “sewiyor sewmiyor”
yapmaya basla
’sewiyor’ çikarsa ona inan
’sewmiyor’ çikarsa inanma
çünkü o sadece bir papatya…

12
Dec

KALBİM SENİNLE

   Posted by: admin    in Uncategorized

Bazı geceler gökyüzüne baktığın zaman
Ay’ı göremezsin
bilirsin ki;
Ay gecenin içinde bir yerlerde saklıdır
Tıpkı senin benim yanımda olmasan da
Her zaman kalbimde olduğun gibi!!!

12
Dec

HEP SENİ SEWECEĞİM

   Posted by: admin    in Uncategorized

Kimbilir hangi aksam günes’le birlikte
Ben de sönecegim
Kimbilir hangi ellerden
Son suyumu içeçegim
Fakat yine de ebediyenn
SENI SEWECEGIMM…

12
Dec

GÖKYÜZÜ

   Posted by: admin    in Uncategorized

yıldız kaydı karanlık gökyüzünde
bir dilek tuttum hep yanımda ol diye
kapadım gözlerimi sonsuzluğa seninle
aşkım hala bekliyor
o karanlık gökyüzünde

12
Dec

Gecenin Bir Vakti

   Posted by: admin    in Uncategorized

Gecenin bir vakti
saatin en önemsiz oldugu bir zamanda
düstün yine aklima
uykusuz ya geceler nasil olsa
sen en güzel rüyalarinla sevisirken
ben yari uyanik sersemliginde
ve sen kurulu düslerin sarhoslugunda
seher vaktini bekliyorum
gecenin en uykusuz
ve sensizligin en karanlik zamaninda
ve umursamazcasina
ve sanki bana inadina
ne gece bitiyor
ve nede sensizlik

12
Dec

Dört Duvarı Camekanlarla Kaplı

   Posted by: admin    in Uncategorized

dört duvari camekanlarla kapli
sanirsin ki mahpushane kislasi
kararir karardikça duvarlari
koyu renkli gri camlari
bogar ruhunu
sanki Azrail gibi
bir rehavet çöker üzerine
yere düser gözlerin çaresizce
bir kosu dersin
ferahlik bulayim ruhuma
dolanir durursun labirent yollarinda
bazen de kaybolursun karanliginda
evhama girer yüregin
çekilmez oldugunda dakikalar
bu yüreklere zindan
Mahpushane kislasinda
sogugu kutuptan gelir
sicagi çölden
yagmurun sesiyle islanirsin
brandayla örtülü çatisindan
bir siginak ararsin kendine
yüregine bagli bir baska yürekte
seher vakti günesi müjdeler güne
geceler gebedir elbette
umudu günesle dogan günlere
bilirsin ki zaman akip gidecek irmak gibi
bu gri duvarlarda açacak bahar çiçekleri
sarisi beyazi ve daha niceleri
kurumus topraga düsen bir damla su gibi
uçurumlarinda karanligin mum isigi gibi
kara gecelerinde kislarin kor atesi gibi
isitamadiktan sonra umutlarin yüregini
etten kemikten bu beden için zindan dedigin nedir ki
çaresizlik en büyük zindan degil mi

12
Dec

DURMA

   Posted by: admin    in Uncategorized

Durma, daha da saril bana,
Birak akan yagmur gibi devam etsin,
Süzülsün gözlerinden dansin büyüsü
Aksin bedenimizden mutlulugun islakligi,
Sorma, sadece dans et basimiz dönüyorken asktan
Arama siginacak bir yer yüregimden baska
Askin yagmurunda islansak da …

12
Dec

BİR GÜN KAPINA GELSEM

   Posted by: admin    in Uncategorized

Bir karanlik geliyor yoklugunun ardindan
Ne zaman günes batsa bu son gecem diyorum
Vazgeç yalan dünyanin köhne saltanatindan
Yetisir bunca keder, bunca elem diyorum

Her sey sagir içimde ne siir ne musiki
Dünyadan bezginligim dünyalar kadar eski
Öylesine çözülmüs, öyle dagilmisim ki
Bu ne bitmez ayrilik bu ne özlem diyorum

Beni çagirdigini bir defa duyabilsem
Avuçlarimda ates, yorgun gözlerimde nem
Asarak denizleri bir gün kapina gelsem
Basimi duvarlara vurup ölsem diyorum

12
Dec

AŞKA DÖNÜŞ

   Posted by: admin    in Uncategorized

Dönebilmek o dönüsü olmayan yollardan
Sürekli bir aldanis bir daha bir daha
Hiç bitmeyecek gecelerden bir sabaha
Çikabilmek ve sevmek durmadan usanmadan
Konusmak konusmak gözlerle fisiltilarla
Duymak büyülü sicakligini beyaz ellerin
Her geçen dakika var oldugunu anlamak için
Yasamak arzu dolu dudaklarda, sarkilarla
Unutmak ne varsa kötülükten yana
Inmek sevilen gözlerin derinligine
Öyle mutlu, öyle sarhos, alabildigine
Bin yil içmek o sulardan kana,kana
Her gün ona kosmak daglardan tepelerden
Her yerde, her zaman onsuz edememek
O en tatli hayal, en büyük gerçek
Anlarsin tasan o günlerden gecelerden
Sonra bir gün o bütün karanliklari yirtasin gelir
Basini alip gidesin gelir uzak denizlere
Artik her sey bos ve yalan sevdin ya bir kere
Her yerinden bir bugu halinde o yükselir
Sen yoksun artik anla yeryüzünde bir o var
Onun elleri var, gözleri, dudaklari
Anlarsin tenin besledigi zaman topraklari
Ve hala seversin zaman bitinceye kadar
Yeniden var olustur ya da bir baska türlü olustur bu
Nice aldanmalardan sonra bir aska dönüstür bu.

12
Dec

AĞLADIM

   Posted by: admin    in Uncategorized

Hüzün yildizlari parliyor bugün gökyüzünde,
Bu gece yine için için yaniyorum,
Oturmus seni düsünüp agliyorum,
Seni, gidisini, sevisini, herseyini…
Unutamiyor iste seni su yarali kalbim,
Yaptiklarini hatirlayip, pisman oluyor…
Seni düsünüyorum bu gece, karanlik gökyüzünde…
Simsiyah gökyüzünde parlayan yildizlari seyrediyorum,
Onlari sana benzetiyorum,
Kararmis kalbimin bir kenarinda yanan mesale misali…
Dedim ya, seni düsünüyorum bu gece,
Beni sevdigini, bana nasil baktigini, bana nasil güldügünü,
Ellerimi nasil tuttugunu, ellerini nasil tuttugumu,
Büyüyen bir ates gibi sevgimizin nasil çogaldigini
Ve birgün ansizin birakip gidisini…
Son vedani hatirliyorum, gözlerime aglarcasina baktigini,
Gözlerini kalbime gömdügünü hatirliyorum,
Bir daha çikamasin diye…
Çikamadilar zaten kalbimden gözlerin,
Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çiksin, gitsin?
Gittin son bir veda ile gözü yasli,
Elimde kolyen, ardindan dakikalarca baktim, aglamakli,
Sikildim, üzüldüm, perisan oldum ama aglamadim…
Aglayamadim, engel oldu gururum, engel oldu askim,
Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine,
Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala…
Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz,
Aksine çogaldi daglar gibi oldu hasretimiz…
Hep seni hayal eder, hep seni düsünürdüm,
Sesini duyunca yasar, duyamayinca ölürdüm,
Aradin beni aylarca bir sevgi ugruna,
Ne yazik ki, ihmal edildin bir hata ugruna,
Kirildin, agladin, affettin ama hep sevdin,
Beni sevdin gülüm beni, kalbi kirik bir vefasizi,
Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç ugruna,
Yine kirildin, yine agladin, yine affettin…
Bir daha unutuldun, sevdanla basbasa birakildin,
Yine kirildin, yine agladin ama bu sefer affetmedin…
Sevdigini en mutlu gününde öldürdün,
Ve ardina bakmadan gittin…
Beni benle basbasa biraktin, yikildim, üzüldüm, kirildim…
Senden ayrilinca kaldim çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz,
Hep sensizdim zaten ama simdiki kadar asla degil…
Parçalanmis bir kalbe sahip oldun mu sen hiç?
Parça parça edilmis, yikik ve virane,
Bir o kadarda vefasiz…
Önceleri üzüldüm, yikildim ama asla aglamadim…
Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm…
Unuttum dedim, unutacagim dedim,
Unutamiyorum dedim, UNUTMAM dedim…
Önce gözlerin sonra sen çiktin kalbimden,
Bir vicdan azabidir basladi ölü yüregimde,
Hiçbir sey kalmadi, senden baska kalbimde,
Hatiralarin, gözlerin ve sözlerin…
Siirlerini getirdiler bana,
Beni öldüren siirlerini…
Vefasiz dedigini duydum, yikildim,
Düsündüm seni gecelerce daima tek basima,
Siirlerin öldürdü, hasretin yakti yüregimi,
Kirildim, üzüldüm, yikildim ve en sonunda agladim…
3 kisi agladik sana; ben, kalbim ve gözlerim…
Sana yandim, seni sevdim, seni hatirladim heryerde…
Belki birgün sesini duyarim umuduyla
Telefon bekledim günlerce,
Telefon gelmeyip sesine hasret kalinca
Agladim agladim,
Sana yaptiklarimi ancak o zaman anladim…
Duydum ki kalbini vermemissin kimseye,
Olurda içinde görürler beni diye…
Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye,
Olurda içinde seni görürler diye…
Gökyüzü yildizlar ile doluydu, ben hep seni düsünürken

11
Oct

Aslımı Sorarsan

   Posted by: admin    in Constantino KAVAFIS

Aslımı sorarsan Avşar soyundan
Ayrı düştüm aşiretten beyimden
Pınarbaşı’ndan da beş yüz evinen
Çıkıp da cana kıyanlardanım

Çekerim çileyi böyl’olsun bugün
Alırım mı sandın şol Kozan Dağın
Biz bir kurt idik de Bozoklu köyün
Ürkütüp sürüsün yiyenlerdenim

Dadaloğlum der de böyle olmazdım
Gördüğüm günlerin birini görmezdim
Kavga kızışınca geri durmazdım
Meydanda kardaşa kıyanlardanım

11
Oct

AY TUTULMASI

   Posted by: admin    in Charles BUKOWSKİ

Benim bir kalbim vardı
Kusursuz inciler döker yağmur dilenirdi
Sular akar gider, günışığı şaşkın
Her gazete sayfasında bir bulmaca bahanesi
Önce ömrümüz sarsıldı, sonra tek sıra kuyruğa girdik acının önünde
Ardından yapraklarını döktü aşk :
Kimse anlamadı sonbaharın geldiğini…
Hep yıldızları sayıklayan güzel kız
Yengeç bir umut kıskacıdır bilmez misin?
Burçlar bazen zamansız mevsimlere işaret
Onu uğursuz sağanaklara göstermez misin?

Serin bir sonbahar gecesi
Ben, kalbim ve yıldızlar
Hepimiz hayata deli gibi bağlanacak kadar yalnız kaldık
Hepimizde aşkın çınlayan nefesi…

Benim bir kalbim vardı
Gölcük’te yağmur var
Kırık bir gökkuşağı varlığını duyurmaya çalışıyor
Her şey paramparça olacak bir süre
Tanrı’nın sözü bile.
Düşlerimin kış uykusundasın
Hiç bitmeyecek bir mevsimin ortasında
Bu yüzden her dem sürecek anıların tazeliği
Gözlerin toy bir badem olarak kalacak…

Söz bazen zavallı şarkı,
Bazen şiir boşluğa atılan kırık taş.
Benim bir kalbim vardı
Coşkulu işkenceler yaşayan
Her çığlıkta içindeki yarayı kahramanlık nişanı sanan

Artık umursamıyorum mu sanıyorsun susan çığlıkları?
Taş devriydi: Önce anılar gömüldü, önce yazılmamış mektuplar,
[önce şarkılar.
Bu sessizlik haksız bir kıyamet değil de ne?
Benim o kalbim suskunluğu bozan klarnet,
Yivli tüfeğin teptiği omuz,
Bir ömrü sıfırlayan sırat köprüsü…

Söylenmedik ne mi kaldı bu mevsimde?
Bir şeyler kaldı mutlaka : Mahcup bir ıslık,
es geçilen bir demet anı.
Artık hepsini elbirliğiyle saklıyoruz
küçük bir çocuğun maymun resimli çantasında
Yıllar sonra meraklısı çıkıp açarsa
Kendi hüznünü de bulsun diye.

Ömrümüz bir ay tutulmasıydı
Kendine sarıldıkça kayboldu rengi
Aşk için maviydi diyorlar, denizi andırıyor en çok
Gemiler uzaklaştıkça o da eskiyor

Kocamış bir kurdum artık değneksiz köylerde
Çocuklar kuyruğuma teneke bağlayıp hazrolda şiir okuyor

Hayır çıldırmadım, en az deli dumrul kadar yokuşun başındayım
Elimde hangi parçalanmış şarkı varsa dağıtıyorum çocuklara
Gölgesi kırık bir ömre düşen aşk nasılsa ganimet sayılır

Benim bir kalbim vardı
Taşımadı bunları.

11
Oct

Yalnızın Şarabı

   Posted by: admin    in Cenk GÜNDOĞDU

Seven kadının o garip bakışı var ya,
Sere serpe yıkansın diye güzelliği
Dalgalı ayın titrek göle gönderdiği
Beyaz ışın gibi bize doğru kayar ya;

Bir kumarbazın sonuncu para kesesi;
Çapkıca bir öpücüğü sıska Adeline’in;
Tıpkı uzak sesi gibi insan derdinin,
Sinirlendirici, tatlı bir müzik sesi,

Bütün bunlar değmez, derin şişe, senin
Dindar ozanın susamış yüreği için
Bağrında tuttuğun etkili balsılara;

Umut, gençlik, yaşam boşaltısın içlere,
- Ve onur, hazine bütün dilencilere,
Ki bizi yengin ve eş kılar Tanrılara!

11
Oct

OZANIM

   Posted by: admin    in Celal SILAY

İnce damarlarımla başlar
dev yontular
boşluğum
sıcaklık sonsuza
her kıvrılışı sesimin
bir gezegen

Başımı alır çıkarım
ozanım
koşarım
bulutlar tozar
ne gök kalır ne yer

Ozanım
Önüne ardına duvarlarınızın
ağaçlar dikerim
çınarlar

Ozanım
çiçeklerim
delik deşik ederim
karanlığı
ölüm yağdırırlar üzerime
ölürüm bosnalarda
kosovalarda
savaşlarda
ölür ölür dirilirim
ozanım

11
Oct

ÖTEKİ

   Posted by: admin    in Uncategorized

Ah bu kuş, bu gidişle
Uça uça gök bırakmayacak
Öteki kuşlara

Yaşlı bir boğanın ruhu
Orta halli bir ozanın kanatlarıyla
Uçuyor semada

Dürüst görünmesini sağlıyor
Baston yutmuşçasına dimdik
Gagasına kadar yükselen
Üstünlük duygusu

İçbükey aynalar gibi kullanılan
Ve sık sık tuz buz edilen dostluklar
İyi savunulmuş kin
Yıkıcı sevgi ve bir ölçek de felsefe

Kuyruğa girmişler
Küçük süs hayvanları
İndirimli fuarda
Edinmek için onun
İmzalı tüylerini
Ve tebessümlerini.

11
Oct

Harranlı Müneccim

   Posted by: admin    in Uncategorized

sonunda yağmur yağacak,
hem öyle bir yağmur ki
yapılmayan işlerin,
ödenmeyen borçların,
tutulmayan sözlerin
mazereti olacak .
ve kefareti, uğruna bir tazenin
kalkıp yollara düşmeyi
ve kaderle güreşmeyi bu yaşta
göze alamamanın…
öyle bir yağmur ki, aylarca
belki yıllarca yağacak;
senatoyu su basacak,
sarayı, kiliseyi …
ve patriğin külahını
snodun çamurlu tortuları üstünde
yüzdürecek kadar
yükselecek sular;
yağlı takkelerini yüzdürecek kadar
çerçöple birlikte,
kavgayı kızıştıran ruhanilerin;
ve takma başı üstündeki
takma perçemini
biçare imparatorun.
elmas sertliğinde yağacak,
sabır inceliğinde…
ve yasaları eritecek yağmur,
töreleri – o yıkılmaz sanılan
kaleleri, kurumları falan…
yer gibi sağlam, gök gibi her yerde
diyerek şanını yücelttikleri
ama kanını emdikleri,
kökünü kemirdikleri
köhne devleti…
öyle bir yağmur ki…
allakbullak edecek piyasaları,
dinleri, sanatları, ülküleri;
maskaraların suratlarına sürdükleri
boyalı pudra gibi eritip akıtacak,
pudra şekeri gibi…
dilleri, üslupları, retorikleri.
ve siz ey, süslü seremonilerin,
sadakat gösterilerinin,
ödüllerin, nişanların altında
yamalı ciğerlerini,
tahta cambaz bacaklarını
gizlemeye çalışan
yeteneksiz saray şairleri!
o yağmur yağınca,
o büyük yağmur,
teranelerinize can katmak için
cıvıltılarına kulak kabarttığınız,
tahsisat-ı mestureden ödenekli
ilham perileriniz,
ilham fareleriniz
yuvalarından dışarı vuracak,
halkın yatağının, yastığının altından,
gardıroplarından fahişelerin,
akla gelen her kuburdan,
hatta ayak yollarından muhaliflerin;
hem de leşlerinin kuyrukları
sizin burunlarınıza
dolanmış olarak!
o yağmur yağınca,
o büyük yağmur,
kemerli, revnaklı hayalhanelerinde
arp çalan, neşide söyleyen,
iskambil falı açan
ve tatlı ürpermeleri içinde
ölümlü ihsasların
aşk oyunlarıyla oyalanan
zarif ruhlarını çürütecek rutubet
ve rakik vicdanlarını
suskun entelektüellerin.
ve yıkayacak o büyük yağmur,
silip temizleyecek
noktasına, virgülüne kadar,
halkın belleğine balçıkla sıvadıkları
bulanık satırlarını,
görece lekelerini şöhretimin;
o göçebe serazen güzeliyle yaşanan
küçük, masum macerayla ilgili…
bunları ben söylüyorum;
en uzak yıldızlara,
ziclere, atlaslara bakarak…
ben, El Harizmi’nin gözde tilmizi,
-öyle olduğu için de
Bağdat’ta tutunamayan,
Roma’da anlaşılmayan,
ve Bizans’ta, elli yaşında
tam yıldızı parlayacakken
adı ikon kırıcıya
ve kart hovardaya çıkartılan-
ben, yıldızbilimci, şair,
Harranlı Leon:
ben, matematikçi, mimar, ressam;
rum ateşinin mucidi;
hendesede hace-i hacegân;
yedi dilde konuşan,
üçünde yazan-bozan;
gizli ilimlerde,
bahusus maraz-ı kalpte
ve inkisar-ı aşk ve muhabbette uzman;
diline hâzık hekim,
eline mahir cerrah;
tarid-i cin ve sihir,
ilahiri ilahiri ilahir…