Posts Tagged ‘atatürk’

12
Dec

Unutamadım Seni

   Posted by: admin    in Uncategorized

Ölümler kaç ellidir
Bilir misin sevdiğim
Tutuverseler beni
Üzülür müsün sevdiğim

İnsanlar iki yüzlüdür
Hep ağlatırlar seni
Ağlatıp ağlatıp
Ağartırlar saçlarını

Sevgiler kaç dillidir
Bilir misin sevdiğim
Doya doya sevemedim seni
Anlıyor musun sevdiğim

Aşk dediğin
Tutunulacak dal mıdır ki
Hiç tutamadım
Ben seni

Umut dediğin
Sonsuz deniz midir ki
Hiç unutamadım
Ben seni

12
Dec

Nice Dost

   Posted by: admin    in Uncategorized

Nice nice dost
Tuttu elimi
Nice nice dost
Yıktı beni
Küs kendine
Dosta küsme
Nice nice kötüleri
Dost belleme

Dost dediğin
Hem güler yüzü
Hem güvenilir
Her bir sözü
Kötülerin çirkin yüzü
Küs kendine
Dosta küsme
Dost diyerek
Nice kötülerin
Peşine düşme

12
Dec

Gülüm

   Posted by: admin    in Uncategorized

Bana sordular
Sensiz kalir miyim diye
Ölümlerden ölüm begenir
Dizlerine yaslanirim
Sensizlik bana yakişir mi
Gülüm

Sen çiçekli bir dal
Ben yapragim
Sen bir can
Ben topragim
Ayrilik bize yakişir mi
Gülüm

12
Dec

Enkaz

   Posted by: admin    in Uncategorized

sensizliğin hüküm sürdüğü
yine yapayalnız bir gecede,
seni düşündüm de cigaramı
bir başka çektim ciğerime!
ne olurdu benim için atsaydı
o zalim yürek,
lüzumu kalmadı artık;
çilekeş enkazımı kaldırmaya
yeter bir kazma…
bir kürek..!

12
Dec

Ben Bir Seni Sevmişim

   Posted by: admin    in Uncategorized

Kim olsa yanımda
Sen yokken yapayalnızım
Ben bir seni sevmişim
Sen hiç kimseyi

Güllerin hatırına
Dikeni sevmişim
Gündüzlerin hatırına
Geceyi sevmişim
İyilerin hatırına
Kötüleri sevmişim
Leyla ile Mecnun’un aşkına
Ben bir seni sevmişim
Sen hiç kimseyi

11
Oct

ON KASIM MEKTUPLARI 4

   Posted by: admin    in Barış Gültekin

YENİ MİLLETVEKİLLERİNE

Haklısınız, bir büyük millete vekilsiniz;
Göğsünüz, kıvanç dolu, gerildikçe gerilir.

Bilin ki Atatürk’ün kurduğu Ankara’ya
Atatürk’ün yolundan yürünerek girilir.

Anıtkabre gidip de yürekten baş eğmeyen
Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir.

Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için
Devrimi çiğneyecek ayak varsa, kırılır.

Bir de bakarsınız ki her meydanda bir kere
Her genç Türkte bir kere bir Atatürk dirilir.

Bir an unutmayın ki Atatürk ülkesinde
Ahiretten önce de Yüce Divan kurulur…

11
Oct

NÖBETÇİ MİLLET

   Posted by: admin    in Barış Gültekin

Yaradan hey Yaradan !
Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
Sensin ateş diye kanımızdaki
Sesin ışık diye önümüzdeki !
Ey yanımızdaki
Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan
Sınırsız mavi umman hey !
Yeni kıyılar bulur, yeni yarlar kazardın
Sen her köpürüp taşmanda;
Her konuşmanda
Milletin alın yazısını yeniden yazardın.
Bakışların inanmayanı ezerdi
Sağ kolun bir tırpana benzerdi:
Başlardı yurt tarlasında düşüncenin hasadı.
Cümlelerin ya örsten kalkardı
Ya çıkardı kından.
Başak saçların sarkardı harman alnından:
Halk, biçilmiş ekin gibi, düşerdi dizlerine.
Milyonlar katılırdı sözlerine
Mıknatısa koşan zerreler gibi.
Köhne kanaatler, köhne küreler gibi
Sözünde çarpışıp düşerdi.
Tam sustuğun gün kıyamet oldu
Tam konuştuğun anlarsa mahşerdi:
Rab, gökte “dinleyin” derdi meleklerine;
Yıldızlar girerdi yeni mahreklerine;
Nehirler kavuşurdu yeni denizlerine:
Halk biçilmiş ekin gibi düşerdi dizlerine.
Şimdi nöbetçi olmak için Anıtkabrine
Tamamlayabilmek için tavafını
Sarmış yalın kılıçlar gibi etrafını
Tutuyor nöbet.
Bu millet:
Bu, vaktiyle ayaklarını ummanlar yalayan
Bu, üç kıtayı atının nallarıyla damgalayan
Bu, Timur’u, Atilla’yı, Oğuz’u
Bu, Yıldırım’ı, Fatih’i, Yavuz’u
Bu, seni yetiştiren ulu millet.
Vakar ve haysiyetle dimdik
Uyanık, tetik
Anıtkabrinde tutuyor nöbet.
Dünya dönüp dolaşıp
Boğazlaşıp dalaşıp
Ergeç ve ancak
Milli misaklarda karar kılacak.
Ey en büyük usta!
Düşünen olmadı bu hususta
Senden evvel ve senden ileri.
İlk müjdeyi, ilk haberi
Senden almıştı cihan
Ta o zamandan
Anlayamadığına yansın.
Sen, dünyanın dönüp dolaşıp geleceği
Uğrunda milyonların seve seve öleceği
En büyük maksat için
Dünyaya ilk karşı koyansın.
Nasıl içimizdeysen bütün varınla
İşte öylece dünya davalarındasın!
O ışık saçların, o alev sözlerinle
O gök gözlerinle sen.
Ey ıssız geceler içinden
Bize eşsiz sabahı getiren!
Ey asırlardır dul bayrağın eşi
Ey geceyarılarımızın güneşi
Ey ışık saçlar
Ey yele kaşlar
Ey çekilmiş hançer bakışlar
Ey fikri döven şakaklar
Ey kalem parmaklar
Ey ay-yıldızlı el
Ey en güzel
Ey en büyük
Ey Atatürk!
Getir dudaklarını bir bir alnımıza koy
Dağlansın ateşinle bu soy.
Oy Atatürk oy…
İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:
Zaptedilmez, Atam, zaptedilmez
Biz varken senin hisarının burçları:
Bakışlarımız kılıç uçları
Bekliyoruz devrimini biz.
Çökmeyeceğiz diz
İsterse hayat zehrolsun
İsterse refah kahrolsun
İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize
İsterse geçinmek için bir dilim
Kuru ekmek geçmesin elimize.
Halel gelmez bizim ateşimize;
Dünya düşse peşimize
Yer sarsılsa yerinden
Ne senden geçeriz, ne senin eserinden …

11
Oct

ON KASIM MEKTUPLARI 2

   Posted by: admin    in Barış Gültekin

SEVGİLİYE

Üç şeyin üstüne can-baş koymuşum:
Anayurt, Atatürk ve sen, sevdiğim!

Kavak yeli esmez benim başımda
Atatürk rüzgârı esen, sevdiğim!

Diz çök Anıtkabrin mermerlerine
Herkesi kıskanıp küsen sevdiğim

Mustafa Kemal’in neferiyim ben;
Haklısın kölesi desen, sevdiğim!

Belki çıkacağız yine savaşa
Ki kalasın sen sağ-esen , sevdiğim!

Öp beni alnımdan, uğurla, bekle
Erliğimden şüpheliysen, sevdiğim!

20
May

Kolum Nerden Aldın Sen Bu Zinciri

   Posted by: admin    in Karışık

Ademden mi geldin Nuhtan mı kaldın
Kolum nerden aldın sen bu zinciri
Ben de bir adamdım kahpe dünyada
Kolum nerden aldın sen bu zinciri

Kimler yazdı bu yazıyı yazanı
Gönül arzetmiyor böyle düzeni
Dövülür mü memleketin ozanı
Kolum nerden aldın sen bu zenciri

Körpe yaşta layık oldum ölüme
Gücüm yetmez zalim oğlu zalime
Uyansa Atatürk Ağlar halime
Kolum nerden aldın sen bu zinciri

Ben bir ceylan idim dostluk dağında
Ben bir sümbül idim bizlik bağında
Gavur’un Merihe gitme çağında
Kolum nerden aldın sen bu zinciri

Mahzuni Şerifim başım belada
Benim gözüm yoktur cennet-i alada
Bunun için m’öldük Çanakkale’de
Kolum nerden aldın sen bu zinciri

5
Sep

YÜRÜRKEN CIGARA İÇMEMELİ

   Posted by: admin    in Mustafa Engin Karatay

1.

Anneme göre, bırak yürürkeni, kesinlikle cigara içmemeli
babamsa, efkâr dağıtır diyor, ama bazen

Sislerden mi çıkar, sislere mi gömülür Atatürk Bulvarı?
Bunu bir Rimbaud sordu, akşamın serin koynuna girerken gençliğinden
parmaklarının arasında cigarası yanıyordu

Usul adımlarla yürüyüp gittim aldırmadan
Yüz altmış kilometre hızla giden bir otomobilin rüzgârı
biçti düşlerimi. Fırlayıp düştü önüme bir James Dean
Karınca sürüleri dolaşıyordu dudaklarında
Cigara dumanından sararmıştı
dişleri tarihin

2.

Sevdim bir kadını, çok eski bir yüzüm dedi
sahaflarda belki bulunur bir roman
Aradım durdum, bu kaçıncı cigara yandı bitti, yandı bitti

3.

Ben bir çekirgeyim belki de
yüzyıllar öncesi bir minyatürde
Belki de Fatih in kokladığı gül
Yok yok, bir Turan Erol resmiyim
yatık bir bisiklet sahilde

Çok eski çağlarda yontulmuş
ponza taşından bir Venüs heykeli
belki de. Belki de örgüyüm Penelopeia nın elinde
örülürüm gündüz,
çözülürüm gece

4.

Yağmurlu bir günde öldü babam
dedi Seda. Yağmurlu günlerde insan yalnızdır
Yalnız öldü babam

Okul ne ki ölümün yanında
hangi üniversiteli daha bilgece bakar
babasız bir çocuktan

5.

Seni bu kalabalığın içinden çekip çıkaracağım
Zaten acemisiyim yüzmenin, üç kulaç atsam yorulurum
Tenim alışkın değil köpüklü sulara
Her şeyi unutacağım. Unuturum tüm sözcükleri
Seninle yeni bir dil yaratmaya

Yaka paça alıp götürecekler gündüzümü
Rüzgâr bir sessizliğe karıştıracak
Sensizliğe savuracak ömrümü

6.

ki öldüğümde ben
dansını sürdürecek baletler, balerinler
narin parmakuçlarıyla çizecekler ülkemin ufkunu
öyleyse neden
korkmalı ki ölümden

7.

Annem ki şimdi bir başka ülke
güzelliği ütopya

Benim annem kuş
dalgalandırır göğü

Benim annem çiçek
badem dallarından gülümser
baharda

5
Sep

acrophobia

   Posted by: admin    in Enis AKIN

giriyossun okulun kapısından içeri

kor bir demir kara değer gibi

bugün okul var

TÜRKÜM tüt t tTürkü m
DOĞRUYUM do doğdoğ
dodoğruyum ÇALIŞKANIM
çaçalışşkanım İLKEM ilk ill
ilkem KÜÇÜKLERİMİSEVMEK
küküçük k lerimi ssevmek
BÜYÜKLERİMİ SAYMAKTIR bü
büyük k kle Klerimi say
saymaktır

palto ceket kazak gömlek fanila ve sol elinin altında

küçük sarı bir sözlük kadar kâlbin var

bugün okul var

ÜLKÜM ülküm YÜKSELMEK yük

yük selmek İLERİYEGİTMEKTİR
i i ileriy egitmek tir
YURDUMU yurdumu MİLLETİMİ
millm mm ilm illetimi
ÖZÜMDENÇOKSEVMEKTİR ö özö
özümden ço ok çok sevmekse
sevse ses sevse sesevseme
sevmektir

ve artık parmaklarını hissetmiyossun

bütün kurallar değişti

bugün kar var

çünkü kar

habire anneliğidir ıslanması bitmiş bir yağmurun

eski bir krallığın ortasında herşey bıyıklarını yitirmiştir

EYBÜYÜKATATÜRK eyy büyü büyü

k aa Atatürk AÇTIĞINYOLDA

açtaçtığın yo yo yold a

GÖSTERDİĞİNHEDEFE gösgöster

diğin hhedefe DURMADAN

YÜRÜYECEĞİME durma dur durma

durd urma danyü yürü yürü

yeceğime ANDİÇERİM

anndandiçerim

döneceksin

bütün cepleri torpille dolu

dibe dalan bir denizaltı nasıl eksilirse hayattan

VARLIĞIM var varl vavav
arlığ ğım TÜRKVARLIĞINA
TürTü rk var var lığına
lığına ARMAĞANOLSUN arm arma
arm armağan ol ols olsu ols
un NEMUTLUTÜRKÜMDİYENE ne ne
nemu mutlu tü tü Türküm
diyene

güneş kar topluyor

bir uçurum dışarı bakar gibi baktın hep fotoğraflarda

yitireceksin bir gökdelenin camlarından silerken bakışlarını

5
Sep

Şair Çocuğun Sabah Duası

   Posted by: admin    in Osman TÜRKAY

Tanrım ne olur böyle her gün
Gökyüzü masmavi
Hava sımsıcak olsun
Beşparmak dağlarının ötesinden
Güneş evimize annem gibi doğsun
Arınmış sevinçlerle dudaklarımız
Öpsün ışıkta titreşen çiçekleri
Yün iğirsin nineler
Emzirsin nur topu bebekleri anneler
Kırlangıçlar sallasın beşikleri

Tanrım ne olur aklımız
Sokakta serseri köpek taşlamasın
Su gibi bilelim derslerimizi
Öğretmen bir gün de
Derse tokatla başlamasın

Tanrım ne olur Ay yıldızın gölgesinde özgür
Yaşayalım bir ömür boyunca mutlu
Toroslardan esen yelde olsun ana sütümüz
Tanrım ne olur resmi olsun gülsün bugün
Bize sert bakmasın Atatürk`ümüz

Tanrım ne olur bir ömür boyu
Gönül yanığı türküler söylesin çobanlarımız
Unutulsun tarla tarla yeşeren sızılarımız
Hora tepsin halay çeksin oğlaklar
Kaval çalsın kuzularımız

Tanrım ne olur ulu aydınlıklarla
Uçur bizi iri çiçeklerin gönlüne mutlu
Dağdan dağa savrulsun kelebek tozlarımız
Anaç tavuklar açsın kapımızı
Çalar saat gibi vaktinde ötsün
Uyku sersemi horozlarımız

Ku ku diye kuğusun güvercinler
Uçadursun uçaklarında yusufçuklar
Güzel türküler söylesin saksağan
Ve bizi korkutmasın
Tünelden tren çıkarcasına
Yuvasından önümüze davetsiz çıkan
Serseri kara yılan

5
Sep

DÜŞ

   Posted by: admin    in Onat Kutlar

Bir ülkeye binmişim adım ne bilmiyorum
Irmaktan geçsem gerek kör karanlıktayım
Yapışmış bir yanından bir satrap kıtasına
ülke ve elimde ucu yanık pankart sapıyla
Donuk köylü heykelleri kıyıda ve Atatürk
kara-baba barajının suları durmadan yükseliyor
Uzun sürecek anlaşılan tufan ırmaklar bekleyecek
Denize yol veren dağlar delinecek önce, çocuklar
ve bir kadın sığınmış yorgun kırlangıçların
hüznüyle neden hepsi durmuş bana bakıyor
Neden bakıyor köylüler çocuklar ve sevdiğim kadın?

Oysa bir ülke yutmuş beni ve adım yunusun
şafağına çok yabancı sulardan geçiyorum
Bağırıyor öfkeli babam, “Oraya git!…Oraya git!…”
Gitmeyeceğim işte. Her neyse aklıma koyduğum
“Aldım ve kabul ettim de!…” Hayır, etmeyeceğim!..
Ayağımın altında işte senin çivilerle yazdığın en yeni
ahid, karnından çıkamadığım kala-balık bir gün
dolaştırıp zulmün yedi denizinde senin ölümünle
güneşli bir kıyıya bırakacak beni yanıbaşımda
izinli askerler, köylüler, çocuklar ve sevdiğim kadın

5
Sep

YÜRÜRKEN CIGARA İÇMEMELİ

   Posted by: admin    in Mahzun DOĞAN

1.

Anneme göre, bırak yürürkeni, kesinlikle cigara içmemeli
babamsa, efkâr dağıtır diyor, ama bazen

Sislerden mi çıkar, sislere mi gömülür Atatürk Bulvarı?
Bunu bir Rimbaud sordu, akşamın serin koynuna girerken gençliğinden
parmaklarının arasında cigarası yanıyordu

Usul adımlarla yürüyüp gittim aldırmadan
Yüz altmış kilometre hızla giden bir otomobilin rüzgârı
biçti düşlerimi. Fırlayıp düştü önüme bir James Dean
Karınca sürüleri dolaşıyordu dudaklarında
Cigara dumanından sararmıştı
dişleri tarihin

2.

Sevdim bir kadını, çok eski bir yüzüm dedi
sahaflarda belki bulunur bir roman
Aradım durdum, bu kaçıncı cigara yandı bitti, yandı bitti

3.

Ben bir çekirgeyim belki de
yüzyıllar öncesi bir minyatürde
Belki de Fatih in kokladığı gül
Yok yok, bir Turan Erol resmiyim
yatık bir bisiklet sahilde

Çok eski çağlarda yontulmuş
ponza taşından bir Venüs heykeli
belki de. Belki de örgüyüm Penelopeia nın elinde
örülürüm gündüz,
çözülürüm gece

4.

Yağmurlu bir günde öldü babam
dedi Seda. Yağmurlu günlerde insan yalnızdır
Yalnız öldü babam

Okul ne ki ölümün yanında
hangi üniversiteli daha bilgece bakar
babasız bir çocuktan

5.

Seni bu kalabalığın içinden çekip çıkaracağım
Zaten acemisiyim yüzmenin, üç kulaç atsam yorulurum
Tenim alışkın değil köpüklü sulara
Her şeyi unutacağım. Unuturum tüm sözcükleri
Seninle yeni bir dil yaratmaya

Yaka paça alıp götürecekler gündüzümü
Rüzgâr bir sessizliğe karıştıracak
Sensizliğe savuracak ömrümü

6.

ki öldüğümde ben
dansını sürdürecek baletler, balerinler
narin parmakuçlarıyla çizecekler ülkemin ufkunu
öyleyse neden
korkmalı ki ölümden

7.

Annem ki şimdi bir başka ülke
güzelliği ütopya

Benim annem kuş
dalgalandırır göğü

Benim annem çiçek
badem dallarından gülümser
baharda

1
Sep

Ağlayalım Atatürk’e

   Posted by: admin    in Aşık VEYSEL

Ağlayalım Atatürk’e
Bütün dünya kan ağladı,
Süleyman olmuştu mülke,
Geldi ecel, can ağladı,

Atatürk’ün eserleri,
Söyleyecek bundan geri,
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti, vatan ağladı.

Bu ne kuvvet, bu ne kudret,
Var idi bunda bir hikmet
Bütün Türkler, İnönü İsmet,
Gözlerinden kan ağladı.

Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü,
Koruyalım yurdumuzu,
Dost değil, düşman ağladı.